Depresyon Hakkında Herşey

Depresyon Nedir?

Depresyon duygusal, zihinsel, davranışsal ve bedensel bazı belirtilerle kendini gösteren bir hastalıktır. Ekonomik sorunlar, aile içi tartışmalar, boşanma, iş yaşamındaki çatışmalar, emeklilik, hastalıklar gibi bireysel kaynaklı olaylar ile savaş, terör, kaza, deprem gibi toplum kaynaklı olaylar depresyonun ortaya çıkmasında ve süreğenleşmesinde büyük rol oynar. İlk depresyon dönemini genellikle önemli bir yaşam olayı kamçılar. Ancak benzer yaşam olayları herkeste böyle bir bozukluğu başlatmaz. Kişide biyolojik ve ruhsal bir yatkınlığın varlığında bu etkenler tetikleyici rol oynar. Sıklıkla bilinenin aksine depresyon için bir sebebe gerek yoktur.

Depresyonda hem sosyal (toplumdan çekilme, yalnızlık, boşanma), hem bedensel (ölüm riskinin artması, bedensel sağlığın zayıflaması, sağlık hizmetlerinin fazla kullanılması ve süreğenleşme) hem de psikolojik (özkıyım, yaşamın niteliğinin azalması ve bilişsel yetilerde zayıflama) alanlarda yeti yitimi görülür. Yeti yitimine yol açması açısından bakılınca ruhsal çökkünlükler,  diğer tıbbi rahatsızlıkların arasında birinci sırada yer alır.

Toplumun %10'u erişkin hayatı boyunca en az bir kere depresyon geçirmektedir.

Uzun süreli mutsuzluk ile Depresyon nasıl ayırt edilir?

Kişi değişik nedenlerle mutsuz olabilir ama psikiyatrik bir hastalığı olmayabilir. Mutsuzluk ve hastalık ayrı durumlardır. Neşe , üzüntü, öfke, kin, nefret, sıkıntı, korku, utangaçlık, şaşkınlık doğal ve duruma göre olması gereken duygularımızdır.

 

Ancak, bu duygular uzun süreyle ve derin hissediğildiğinde duygudurum bozukluğu akla gelmelidir. Ortada belirgin bir sebep yokken ya da bilinçdışı nedenlerle ağır ve uzun süreli bir duyguyu hissetmek normal sayılamaz. Aşırılığın ve sürenin yanısıra içinde bulunulan duruma uygunluğun da önemi vardır. Eğlenmek için gidilen bir yerde, sevilen arkadaşlarla birlikte, iş yerinde veya çok sevilen bir kişinin yitiminde insanlar saatlerce, hatta günlerce aşırı derecede neşeli ya da durgun, üzüntülü  olabilirler. Böyle aşırılıklar bireyin anormal bir duygudurum içinde olduğunu göstermez. Normal duygudurumda kişi kendisini iyi hissetmektedir; öfke, sevinç, üzüntüsü olabilir, fakat bunlarda ne kendisince, ne de dışarıdan gözlemle aşırılık yoktur ve çevredeki koşullara uygun bir süresi vardır.

Depresyonda, belirtiler neredeyse hergün, şiddeti gün içinde değişiklik gösterebilse de günün büyük bir bölümünde,  çevredeki koşullardan sıklıkla bağımsız olarak en az iki hafta devam ediyor olmalıdır. Çevresel faktörler ile duygudurumda bir değişiklik olsa bile kısa sürelidir, kişinin günlük yaşamına üzüntü, elem, hüzün duygusu egemendir .

 

 
Kimler depresyon riski altındadır?
  • Madde ve alkol kötü kullanımı olanlar

  • Kaygı (anksiyete) bozukluğu olmak

  • Kadın olmak

  • Erken ebeveyn kaybı

  • Düşük sosyoekonomik düzey

  • Ayrı yaşama, boşanmış olmak

  • İşsizlik (İşsizlik depresyonda risk etkeni olması yanında işte verimliliğin azalmasının önemli nedenlerindendir)

  • Daha önce depresyon geçirmiş olmak

  • Yakın zamanda önemli yaşam olayları yaşamış olmak veya stres etkenlerine maruz kalmak

  • Kişilik yapısı

  • Çocukluk döneminde cinsel veya fiziksel kötü davranılma öyküsü

  • Bazı ilaçlar

  • Tıbbi hastalıklar

  • Hormonal değişiklikler

Depresyon riskleri ve depresyona yatkın kişilik özellikleri ile ilgili daha ayrıntılı bilgi almak için 

Depresyon nasıl gelişir?

  • Psikososyal etkenler:

Araştırmalar stresli yaşam olaylarının genelde depresyonun ilk kez ortaya çıkışında etkili olduğunu daha sonra görülen ataklarla bir ilişkisinin bulunmadığını ortaya koymuştur. İlk atağa eşlik eden stresin beyinde kalıcı değişiklikler yaptığı ve bunun da stres yaratan durum ortadan kalksa bile hastalığın tekrarlamasına yol açtığı öne sürülmektedir.

  • Biyolojik faktörler:

Stres kaynağı ne olursa olsun depresyonun başlaması ve sürmesinde stresin önemli bir rolünün olduğu bilinmektedir.  Stres varlığında insan beynindeki hipotalamus bölgesi uyarılır. Hipotalamusun uyarılması ile pituiter bez uyarılır ve ACTH (Adrenokortikotropik hormon) salgılanır. ACTH aracılığıyla böbrek üstü bezinden kortisol salınımı artar. Kortisol uzun sürelerle aşırı biçimde salınırsa kan basıncında yükselme, damar sertleşmesi, diyabet, immun baskılanma, adet düzensizliği, kemik ve kas erimesi gibi sayısız olumsuz fizyolojik etkileri vardır.

Kortisol beyinde, çökkünlüklerde önemli rol oynayan serotonerjik nörotransmitterlerin reseptör duyarlılığını değiştirmektedir. Özellikle norepinefrin ve serotonin olarak adlandırılan nörotransmitterlerin üretim, salınım, geri alım vb. metabolizmalarında bozukluk ile depresyon ve diğer duygulanım bozukluklarının ortaya çıktığı düşünülmektedir. Yapılan araştırmalarda beyin hücrelerinde mevcut olan biyojenik aminlerin (homovalinik asit, 5-0H indol asetik asit, vb.) depresyon hastalarının kan, idrar ve beyin sıvılarında bulunan miktarlarının normal değerlerin dışında olduğu görülmüştür.

 Ayrıca kortisolün süreğen yüksek  salınımının beyinde nörotoksik etki oluşturarak, bellek ve ve öğrenme zorluklarına yol açtığı ve hipokampustaki sinir hücrelerinde atrofiye ( geri dönüşsüz hücre sayısının azalması ve/veya hacminin küçülmesi) neden olduğu bilinmektedir.

Uyku düzeninin bozulması veya bağışıklık sisteminin de depresyona yol açtığını öne süren çalışmalar vardır. Ancak bu konular henüz kesinlik kazanmamıştır.

  • Genetik faktörler:

Depresyonda genetik yatkınlığın olduğu herkesçe kabul edilen bir gerçektir. Ancak bu konu biraz karışıktır. Bazı hastalarda genetik yatkınlık olmaksızın çevresel faktörler depresyon yaratabilmektedir.

  • Kronik ağrı depresyona neden olur mu?
  • Depresyona neden olan bedensel hastalıklar nelerdir?
  • Bedensel hastalıklar ile  depresyonun ilişkisi nedir?
  • Depresyona neden olan ilaçlar nelerdir?
  • Uyku bozuklukları depresyona neden olabilir mi?
Daha ayrıntılı bilgi almak için tıklayınız..

Depresyon Türleri Nelerdir?

Depresyonun farklı türleri vardır. Belirtileri, var olan belirtilerin birlikteliği ve süresi  farklı olduğu gibi tedavileri ve seyirleri de farklıdır. Unipolar Majör Depresyon ve Distimi olarak da bilinen kronik depresyon en yaygın türdür. Fakat kendine özgü işaretleri, belirtileri ve tedavisi olan bipolar bozukluğun depresif atağı gibi başka depresyon türleri de vardır.

Kronik Depresyon veya Distimi nedir?

Kronik depresyon veya distimi uzun süredir devam eden ( erişkinlerde iki sene veya daha fazla, çocuk ve ergenlerde bir sene) depresif ruh halidir. Kronik depresyon majör depresyondan daha az şiddetlidir ve kişinin günlük yaşamını engellemez. Distimi veya kronik depresyonunuz varsa, yaşamınız boyunca bir veya iki dönem majör depresyon geçirme riskiniz vardır. Distimi üzerine binen major depresyona "Çifte Depresyon" denilir. Toplumda  %4,5-%6 sıklıkta görülür.

 

Distimi genellikle 25 yaş altında, ergenlik ya da erken erişkinlikte sinsice başlar. Sıklıkla hastalar kronik bir  karamsarlık, düşük özsaygı, kasvet, sıkıntı, içe dönüklük, kötümser düşüncelere takılma, kendini aşırı ve yersiz  yargılama, neşelenememe ve kişisel yetersizlik düşüncelerinden yakınırlar. Tedavi edilmediğinde ufak dalgalanmalarla yaşam boyu sürme eğiliminde olup, kronik depresyon hayat tarzı haline gelebilir. Kişi bu durumun bir duygu durum bozukluğu olduğunu fark edemeyebilir.  Bunu kişiliğinin bir parçası zannedebilir. Distiminin tedavisinde, kişilerarası psikoterapi (IPT), aile terapisi ya da bilişsel davranışçı terapi gibi odaklanmış özgül psikoterapilerin diğer psikoterapilere göre üstünlüğü gösterilmiştir.  Yine de en etkin tedavi farmakoterapi (ilaç tedavisi) ile birlikte terapinin yürütülmesidir.

Bipolar Depresyon veya Manik Depresyon nedir?

Bipolar Bozukluk ( İki uçlu mizaç bozukluğu) ya da halk arasındaki ismiyle manik depresyon,  duygudurumda yükselmeden (mani veya hipomani) çöküşlere (depresyon) ve yine yükselmelere dönüşen ve çoğu zaman aralarda normal duygudurum dönemlerinin bulunduğu dalgalanmaların yaşandığı bir hastalıktır. Kişi yıllar boyunca birçok  depresif dönem arasında yalnız bir tek mani dönemi geçirmiş bile olsa tanısı yine Bipolar Bozukluktur.  İki alt türü vardır: Bipolar I ve Bipolar II. Bipolar I’de,kişi en az bir manik dönem geçirmiştir, buna  Majör depresif dönemler eşlik edebilir. Bipolar II’de, kişi  en az bir hipomanik (hafif coşkun) dönem geçirmiştir ve buna eşlik eden en az bir majör depresyon dönemi vardır .

Bipolar Bozukluk ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız..

Mevsimsel Depresyon nedir?

Mevsimsel duygudurum bozukluğu olarak da adlandırılan mevsimsel depresyon, en az iki yıl arka arkaya, yılın aynı zamanında oluşup, depresyon dönemlerinin ardından depresyon olmayan dönemlerin gelmesidir. Kış mevsiminde günlerin kısalması, güneş ışığının azalması ve insanların sürekli kapalı ortamlarda kalması psikolojilerini olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle mevsimsel depresyon çoğunlukla sonbahar veya kış zamanı başlar, ilkbahar veya yaz zamanı da biter. “Kış sıkıntısı” veya “kapalı yerde kalma sıkıntısından” daha fazla şey ifade eder.

 

Yapılan araştırmalar sonucu, mevsimsel depresyonun oluşumunda, normalde depresyon ile ilişkili olan serotonin ve noradrenalin gibi hormanların yanı sıra melotonin adı verilen hormonun da etkili olduğu belirlenmiştir. Söz konusu meletonin hormunun ise insanın fiziksel hareketlerini yavaşlatan, uykulu ve dingin bir ruh hali yaratan doğal bir sakinleştirici özelliği vardır. Bunun nadir bir türüne “yaz depresyonu” denir, bahar sonu yaz başı başlar ve sonbaharda sona erer.

 

Mevsimsel depresyonun toplumda % 5 - 6 oranında bir sıklıkta görülmektedir ve bu hastalığın görüldüğü kişilerin %40’ında bulgular azalmakla birlikte tüm yıl devam eder. Kadınlarda erkeklere göre dört kat daha sık görülmektedir. Kadınlarda özellikle de doğurganlığın olduğu yıllarda daha sık olduğu  gözlenmiştir.

Mevsimsel depresyonun tedavisinde ilaç tedavisi, psikoterapi ve ışık tedavisi (Fototerapi) kullanılabilmektedir. Durumunuza göre doktorunuz antidepresan tedavisine her seneki tipik şikayetleriniz ortaya çıkmadan başlamanızı ve semptomlarınız geçse de tedavinize bir süre daha devam etmenizi önerebilir. Fototerapide günışığını taklit eden özel ışık kaynakları kullanılmaktadır ve günde yaklaşık 30-40 dakika herhangi bir aktivite, tercihen kitap okuma, bu ışık önünde yapılır. Her saat başı 1-2 saniye direkt ışık kaynağına bakılması önerilir ancak bu süre daha uzun olmamalıdır. Genellikle ışık tedavisine dışarıda güneş ışığı yeterli derecede oluncaya kadar  devam edilmesi tavsiye edilir. Diğer tüm tedaviler gibi ışık tedavisi de bir doktorun gözetiminde yapılmalıdır. Özellikle başka tip bir depresyon hastalığı olanlar, ışığa hassas cildi olanlar veya ışıktan zarar görebilecek bir göz rahatsızlığı olanlar için bu çok önemlidir. Bu ışık kaynakları zararlı UV ışınları filtreleyebilmelidir. Solaryum  bu amaçla kullanılmamalıdır.

 

Mevsimsel  depresyonun önüne geçmek için:

  • Hava güneşli olmasa bile sabah ya da öğlen saatlerinde 20-30 dakika dışarıda zaman geçirmek mevcut gün ışığından faydalanmaya çalışın.

  •  Çalışma ortamınızda ışık alacak şekilde düzenleyin.

  • Kalp atım hızınızı %60 arttıracak tempo ile en az 40-60 dakika düzenli olarak mümkünse hergün egzersiz yapın.

  • Sağlıklı beslenmeye dikkat edin.  Karbonhidrat alımını kontrol altında tutun.Vitamini eksikliğinin olup olmadığını kontrol ettirin.

 

Mevsimsel Depresyon ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için tıklayınız..

Psikotik Özellikli Depresyon ciddi bir şey midir?

Psikotik depresyonda, depresyona sanrılı düşünceler ve halüsinasyonlar eşlik eder, gerçeklikten kopulur. Depresyon tanısı ile hastaneye yatan hastaların yaklaşık dörtte birinde psikotik özellikli depresyon görülmektedir. Özellikle ileri yaştaki depresyonlarda psikotik özellikler daha sık görülmektedir. Tekrarlayan psikotik özellikli depresyon dönemleri geçiren hastaların izleminde önemli bir kısmında altta yatan Bipolar Bozukluk saptanmıştır.

 
 
 
 
 
 
 
 
Depresyon ile ilgili diğer merak edebileceğiniz konular
​​
  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.