Erkek Sustuğunda...

Genellikle erkekler bir sorunları olduğunda  eğer hali hazırda çözümleri yok ise, bir çözüm bulabilmek, bulamıyorsa kafasını dağıtabilmek  ya da en basitinden çözüm henüz yok ise yüksek sesle söylememek için sessizleşirler ve kendilerini konuşmadan/düşünmeden yapabilecekleri aktivitelere verirler. TV izlemek, maç seyretmek, gazete okumak, bilgisayar oyunu oynamak gibi. Eğer bir çözüm önerisi gelmeyecekse (ki çoğunlukla karşıdan özellikle de bir karşı cinsten çözüm önerisi almayı pek sevmezler, bu onları güçsüz hissettirir çünkü erkeklerin yetiştirilmesi erkeklik eşittir güç ilkesine dayanır çoğunlukla) konuyu konuşmanın gereksiz hatta daha sinir bozucu olduğunu düşünme eğilimindedirler.

 

Kadınlar erkeğin suskunluğunu, durgunluğunu sıklıkla yanlış anlarlar. "Benimle paylaşmak istemiyor, benim fikirlerimi önemsiz buluyor, benimle vakit geçirmek istemiyor..." şeklinde değerlendirirler. Erkek sessizleştiğinde, kadının endişelenmesi doğaldır, çünkü kadınlar ancak söyleyecekleri şeyler karşı tarafı inciteceğinde, karşı tarafı cezalandırmak istediğinde, sorun olduğunun anlaşılmasını istediğinde (ki sorulsun sorun ne diye, anlatabilsinler kendiliğinden konuyu açamıyorlarsa) veya karşısındakine güvenmeyip ilişkilerini kesmek istediklerinde susup kendilerini çekerler. Karşı tarafı kendileri gibi düşünen kadınlar konuştukça rahatlayacaklarını düşündükleri erkekleri sıkıştırmaya başlar. Bir de üzerine yalnız yapılan aktiviteleri birlikte vakit geçirmeyi istememek olarak algılayıp suçlamaya geçerse erkekler kontrol etmeye çalıştıkları baskıladıkları tüm olumsuz duyguları yanardağ gibi kusar. 

 

Kadınlar ise bir sorunları olduğunda aynı şekilde bir çözüm bulabilmek, bulamıyorsa kafasını dağıtabilmek ya da çözüm henüz yok ise yüksek sesle söyleyerek karşı taraftan duygusal destek alabilmek için dışa dönerler ve yakınlarıyla sorunlarını konuşurlar. Konuyu salt karşı tarafa anlatırken bile fikir jimnastiği yaptıklarını, karşı taraftan farklı bir bakış açısı ya da çözüm alabileceklerini düşünürler. Erkeklerden farklı olarak çözüm bulamadığını, güçsüz hissettiğini itiraf etmek onlar için daha korkutucu değildir çünkü ağlamaları hep sevgi ve kabulle karşılanmıştır.

 

Dinleyici bir kadın ise önerdiği çözüm kabullenilmese bile çözümsüzlük durumunda hemen gereken duygusal desteği verecek, anlatıcının güçlü yanlarını hatırlatacaktır. Ancak söz konusu bir erkek olduğunda, bir konu konuşuluyorsa tek anlamı olabilir 'ondan çözüm istenmektedir'. Çözüm kabullenilmiyorsa (bu aynı zamanda yine bir erkek olarak güçsüz/beğenilmediğine olduğuna işaret edebilir çünkü eşinin sorununa çözüm bulamamıştır) üzerine yapılacak birşey yoktur hatta duygu göstermek uygunsuz (güçsüzlük) ve gereksizdir. Beklediği desteği görmeyen  kadın büyük bir hayal kırıklığına uğrar ve karşı tarafı dinlememek (aslında duygularını dile getirmesine izin verilmemesidir) ve önemsememek ile suçlar. Artık yeni bir derdi daha vardır. 

Tabiki bunun tersi olan (sorunlar varlığında erkek dışa dönük, kadın içe dönük) çiftlerde olabilir. Önemli olan karşı tarafın sorunla baş etme mekanizmalarını fark edip var olan soruna bir de ilişki sorunu eklememektir. Her iki tarafta karşı tarafın ihtiyaçlarını anlamalı, elinden geldiğince karşı tarafın beklentisine uygun destek olabilmelidir. 

Bir de sorunun ilişkinin kendisinin olduğu durumda kadın-erkek davranışları vardır. O da başka yazının konusu olsun ;)

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.