HAYIR diyebilirsiniz

Kendinizi nazik, yardımsever, uzlaşmacı, tartışmayı/küslüğü sevmeyen, uyumlu, düşünceli, empatik ve herkesin mutluluğunu düşünen biri olarak tanımlıyorsanız, hayır diyemeyen biri olabilirsiniz.

Eğer yapmak istemediğiniz şeyleri yapıyorsanız, sık sık bu benim için o kadar önemli değil sen bilirsin diyorsanız, zaman olarak çok sıkışmanıza rağmen yine yardım çağrılarını geri çeviremiyorsanız, tüm sorumluluk sizin üstünüzde ise, aşırı fedakarsanız, huzursuzluktan kaçınmak için size mantıksız gelen veya sevmediğiniz şeyleri yapmak zorunda kalıyorsanız siz bir evet'çisiniz ve hayır demeyi öğrenemezseniz yakında tükeneceksiniz.

Hayır diyemeyen kişiler boyun eğicilik şemasına sahiptir. Sevilmek için, Hayır demenin getirdiği suçluluk duygusundan kurtulmak, başkalarının onayını kazanmak veya terkedilmekten/cezalandırılmaktan korktuğunuz için herşeye evet diyor olabilirsiniz. Hayır diyemeyen kişiler sıklıkla haklarını savunamazlar ve kendi ihtiyaçlarını önemsemezler. Hatta başkalarına odaklı yaşamaktan esas kendi istediklerinin ne olduğunu bile unuturlar.

 

Boyun eğicilik şemasına sahip kişilerin çocukluklarına baktığımızda sıklıkla tanıdık senaryolar görürüz. Çocuk yaşının üstündeki sorumlulukları koşullar nedeniyle (maddi durum yetersizliği nedeniyle erken yaşta çalışmak, hasta bir ebeveyne bakmak, yetim olup kardeşlerinin bakımına yardım etmek, öksüz olup bakım verenlere aşırı minnet duymak vb) üstlenmek zorunda kalmış olabilir, bu yüzden herkesin mutluluğunu düşünmeyi ve sorumluluklarını yerine getirmeyi görev bilerek büyümüştür. Ya da çok katı ve psikolojik hatta bazen fiziksel olarak istismar eden bir ebeveyn ile büyüyüp, diğer ebeveynin de aman kızdırma nasihatleriyle hayır deme korkusunu içinde kendisiyle büyütmüştür. Küsen ve istemediği şeyler yaptığında onu sevmemek ile ya da başkalarının annesi olmak/üvey anne ile büyümek ile korkutan bir ebeveynin varlığında sevilmenin ve terkedilmemenin tek koşulunun uyumlu olmak ve karşı tarafı mutlu etmek olduğu sonucunu çıkarmıştır. Bireysel sınırların olmadığı, içiçe ailelerde, büyürken bireyselleşmek isteyen çocuk bencillik, zayıflık veya yanlış kararlar almak ile suçlandığından, isteklerini bastırmayı öğrenmiştir. Tabiki bugünün erişkini olan geçmişin çocuklarını boyun eğici yapan başka bir çok koşul ve aile tutumu söz konusudur.

İlk paragraftaki tüm özellikler kendinizi unutmadığınız ve aynı şekilde kendinize de davranabildiğiniz taktirde erdemli özelliklerdir. Aksi halde aldığınızdan daha çok verirsiniz ve bir yerden sonra içinizde bir öfke birikmeye başlar. Tahammülünüz tükenir, istemediğiniz küçücük olaylarda sevdiklerinizi kırmaya başlarsınız. Sabrınız tükenir, dırdırcı ve hep şikayet eden bir insan haline gelirsiniz. Enerjiniz tükenir pasif agresif (ertelemek, geç kalmak, bahaneler uydurmak) davranırsınız. Ya da sonunda siz tükenirsiniz, depresyon veya dahili başka hastalıklardan artık karşı tarafa veremez hale gelirsiniz. Bunlar vücudunuzun emniyet sigortalarıdır. Sigortayı attırıp mum ile yetinmek istemiyorsanız, evin tüm ışıklarını aynı anda yakmayacaksınız. Böyle bir durumda evinizde ne yaparsınız? Önce elzem odaların veya aletlerin elektiriğini garantilemeye çalışırsınız. Yani önceliklendirmeyi öğrenmelisiniz.

  • Biri sizden birşey istediğinde ona hayır derken başka nelere evet dediğinizi hatırlayın ve onları korumak için hayır diyin. hayır diyip suçluluk hissettiğinizde, kendinizi bencillikle suçladığınızda yine evetleri hatırlayın. Bu evetlere sahip olan kişileri yarıyolda bırakmak istemezsiniz. Makine değilsiniz, herşeyi yapamaz, herkesi mutlu edemezsiniz. Cep telefonunuzun bile geri plandaki uygulamalarını hızlı çalışsın diye kapatıyoruz.

  • Eğer sadece karşınızdakini kaybetmek korktuğunuz için hayır diyemiyorsanız, bu onun sizi kaybetmeyi göze aldığı anlamına geliyor. Size değer veren birini bulun. Eğer çatışmadan/cezalandırılmaktan kaçınmaya çalışıyorsanız, bu onun acımasız ve baskın biri olduğu anlamına geliyor. Sizi seven birini bulun. Taktire değer birçok özelliğe sahipsiniz, sizi seven ve değer veren birini hak ediyorsunuz. 

  • Hayır derken çok fazla özür dilemeyin, bu hem size hem de karşı tarafta sizin hakkınızda suçluluk hissi verecektir. Üzgün olduğunuzu kısa bir şekilde sakkin bir ses tonuyla söyleyin. Niye yapamayacığınızın kısaca nedenini belirtip net olun. Eğer çok ısrarcı bir tip değise daha etlili olmak için göz kontağı kurun. Israrcı biriyse bir süre gözünüzü kaçırabilirsiniz. Mutsuz olmak sozsuza kadar sürecek bir duygu değil. Merak etmeyin daha önce de mutsuz oldular ya da en azından öğrenmek zorundalar. Ona hayır diyen başkaları da olacak. 

  • Eğer yine de suçluluk hissediyorsanız, kendinizi zora sokmayacak başka çözümler önerin.

  • Sizden birşey istendiğinde sadece hayır diyeceğim diye zıddını yaparak karşı çıkmaya çalışmayın. Gerçekten sizin istediğiniz ne ona odaklanın.


Büyüdüğünüz ortamı ve ebevenlerinizi siz seçemezsiniz. Çocuk olduğunuz için geçmişte bağımlı ve çaresizdiniz. İsteyerek boyun eğici olmadınız. Hiçbir çocuk bunlara karşı gelemezdi. Ancak artık birer yetişkinsiniz. Boyun eğicilik şemanızdan kurtulabilirsiniz. Çoculukta size yardımcı olan bu şema şu an ayağınıza takılıyor. Değişim için acı veren duygularınıza bir süre katlanmanız gerekiyor. Hayır dedikçe rahatsız eden duyguların şiddeti azalırken, kendinize duyduğunuz saygınız artacak.

Unutmayın geçmişte;

Çaresizdiniz, artık seçenekleriniz var. 

Savunmasızdınız, artık ihtiyaçlarınızı ifade edebilirsiniz. 

Yalnız kalamazdınız, artık kendi kendinize kalabilirsiniz.

Karar alamazdınız, artık kendi yargılarınıza güvenebilirsiniz. 

Mükemmel olmalıydınız, artık kendiz olabilirsiniz, hatalar yapabilir ve bunlardan öğrenebilirsiniz. 

Şartlı seviliyordunuz, her koşulda sevilmeyi hak ediyorsunuz. 

Bağımlıydınız, artık seçme şansınız var.

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.