Kabul ve Kararlılık (Adanmışlık) Terapisi

Kabul ve Kararlılık Terapisi Nedir?

Kabul ve Kararlılık Terapisi (KKT veya ingilizcesi ACT), 3.dalga olarak adlandırılan, kendindelik (farkındalık) ve kabul temelli müdahaleleri içeren bilişsel davranışçı terapidir. ACT, insanın davranışlarını kendi uzun vadeli özdeğerleri doğrultusunda planlaması üzerine odaklanır. KKT'e göre istenmeyen/acı veren/rahatsız edici içsel yaşantılardan kaçınmak veya azaltmaya çabalamak özdeğerlerimize ulaşmamıza engel olur.

KKT, davranış değişim stratejileri ile psikolojik esneklik sağlamak için çeşitli şekillerde harmanlanmış kabul ve farkındalık stratrejilerini kullanan kanıta dayalı bir terapidir. Hayes, Wilson ve Strosahl tarafından seksenlerin sonunda geliştirilen bu yaklaşım ilk olarak kapsayıcı uzak durma (comprehensive distancing) olarak adlandırılmıştır.

KKT işlevsel bağlamcılık adı verilen bilimsel yaklaşıma ve davranışın dil ve biliş ile ilişkisini ortaya koyan ilişkisel çerçeve kuramına dayanır.

 

 

Klasik Bilişsel Davranışçı Terapiden Farkı Nedir?

KKT’nin klasik BDT’den farkı insanlara düşünceleri, duyguları, duyuları, hatıraları veya diğer kişisel olayları kontrol etmek yerine onları fark etmeyi ve benimsemeyi öğretmesidir. KKT danışana, kendini düşünce, duygu, his ve hatıralardan uzaklaşmadan, her an gözlem yapan ve tecrübe eden self-as-context adı verilen olanğandışı bir his ile fark etmesine yardımcı olur. KKT özdeğerleri  açıkça ortaya koyarak ve değerler uygun davranışlarda bulunarak bu süreç içerisinde hayata anlam katmayı, psikolojik esnekliği artırmayı hedefler. Batı felsefesinin varsayımı insanların kendi doğalarında normal sağlıklı olarak yaşamak iken, KKT normallik yerine insan zihninin süreçlerinin yıkıcı olabileceğini varsayar. KKT’nin çekirdek fikri psikolojik acı veren deneyimin “yaşantısal kaçınma”dan, bilişsel engellerden, kavramsallaştırılmış kendilik ile ilişkilerden, şimdiki zamanla ilişkinin kaybından ve değerlere uygun olarak ihtiyaç duyulan davranışsal adımların sonucunda ortaya çıkan başarısızlıklardan kaynaklandığını ve bunların değerlere uygun davranışlardan alıkoyduğu için psikolojik esneklik kaybına sebep olduğudur.

 

 

Çekirdek prensipleri nelerdir?

  • KKT danışan/hastaya psikolojik esneklik için yardımcı olurken 6 temel prensip kullanır:

  • Bilişsel ayrılma: Düşünce zihinsel imaj duygu ve hatıraları somutlaştırma eğilimini azaltan yöntemlerin öğretilmesi.

 

  • Kabul: Düşüncelere izin vermek ve onlarla mücadele etmemek.

 

  • Şimdiki zamanla irtibat kurma: Şimdiki zamanın ve yerin olamanın farkında olmak ve açık, yenilikçi, ilgili bir şekilde anı tecrübe etmek.

 

  • Kendini gözlemek: Devamlı ve değişmeyen biliinc ve olağandışı bir duyu ile kendiliğe erişmesi

 

  • Değerler: Şahsın gerçek kendisi için en önemli olanları keşfetmesi

 

  • Kararlı adım: Sorumluluk taşıyan, değerler uygun hedefler belirlemesi

Etkinliği Kanıtlanmış mıdır?

2006 yılına kadar KKT 30 civarına kontrollü vaka serisi veya randomize klinik çalışmayla çeşitli hasta/problemleri olan danışan gruplarında değerlendirilmiştir. 2011 yılında bu sayı nerdeyse iki katına çıkmıştır. Yeni kontrol çalışmaları da düzenli olarak devam etmektedir. Diğer tedavilerle karşılaştırıldığında, Cohen’s d skoru 0.6 civarındadır ve bu orta etkili olarak nitelendirilir. Bazı çalışmalar ACT altın standart tedavi protokollerinden daha yüksek performans göstermiştir. Etkin olduğu bilinen tedavi seçenekleriyle kıyaslandığında etkisi şimdiye kadar 0.3 olarak belirlenmiş ki bu küçük bir değerdir.

 

Ayrıca karışık anksiyete bozuklukları ile yapılmış geniş bir çalışma KKT’nin altın standart olan BDT’ ye üstünlüğünü ortaya konmuştur. Son yıllarda geniş ve daha iyi kontrollü çalışmalar ortaya çıkmaya başlamıştır. Amerikan Psikoloji Derneği tarafından KKT’nin depresyonda orta kanıt desteği ve kronik ağrı konusunda güçlü kanıt desteği olduğunu ve psikoz ve iş stresi gibi birçok başka alanda da gözden geçirme çalışmalarının devam ettiği belirtmiştir. KKT’nin başlangıçta kronik ağrı, anksiyete, sigaranın bırakılması, psikoz, işyeri stresi, diyabet yönetimi, kilo kontrolü, epilepsi kontrolü, kendine zarar verme davranışları, yeme bozuklukları, tükenmişlik gibi geniş ve çeşitli alanlarda kanıta dayalı olarak etkinliği gösterilmiştir. KTT ile ilgili çalışmalar daha sonra çocuklarda ve ergenlerde yapılmış ve iyi sonuçlar alınmıştır. 

Bilişsel veya Davranışçı Diğer Terapilerle Benzerlikleri Nedir?

KTT, Dialektik Davranışçı Terapi, İşlevsel Analitik Psikoterapi, Farkındalık Temelli Bilişsel Terapi ve diğer kabul ve farkındalık temelli terapiler genel olarak "Üçüncü Dalga Davranışçı Terapiler" olarak sınıflandırılır. İlk dalga 1920’lerde Pavlov’un klasik koşullanma ve edisel koşullanma ile başlamıştır. Daha sonra 1970’lerde gelişen Kognitif Terapi ve ilgili teoriler ikinci kuşak olarak kabul edilir. 1980’lerin sonda ikinci kuşaktaki ampirik kısıtlılıklar ve felsefi problemler nedeniyle Steven Hayes tarafından ortaya konulan KKT teorisi davranışların içeriği ve bağlamına odaklanılması gerektiğini vurgulamıştır. KKT araştırmaları içsel acıya neden olanın aslında kişilerin problemlerini çözmek için kullandığı duygusal savunmaları olduğunu önermektedir.

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.