İyi seks için iyi iletişim, Yatak odasının dili

Sağlıklı bir cinsel yaşam için en belirgin kriterler neler?

 

İsteneni sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşam olarak tanımlamak daha doğru olur.  Sağlıklı cinsel yaşamı belirleyen bedensel sağlıktan çok ruhsal sağlıktır. Bir çok dahili hastalığa sahip kişi, doğru tedavi, uygun yan etki yönetimi ile cinsel olarak aktif kalabilir. Ruh sağlığı bozulduğunda da, cinsel sorunlar sıklıkla görülür. Hatta örtük depresyonun ilk belirtisi cinsel isteksizlik olup, bazen psikiyatriste ilk ve yegane başvuru nedeni olabilir.  Ruhsal olarak sağlıklı olmadan bir cinsel birleşmenin gereği olan fiziksel ve mental olarak zinde olmak, cinsel olarak yetkin ve kendine güvenli hissetmek ve cinsel olarak uyarılmış ve heyecanlı hissetmek mümkün değildir.

 

Ön koşul ruhsal sağlık sağlandıktan sonra sağlıklı ve mutlu bir cinsel yaşama çıkan yolu arka arkaya 2 kapının olduğu bir koridora, gereken kriterleri de bu kapıların anahtarlarına benzetebiliriz. Bir kapı açılmadan diğerini açmak ve sonunda mutlu bir cinselliğe ulaşmak mümkün değildir.

 

İlk kapının anahtarı güvendir. Cinsel birleşme, kıyafetlerinizin bile olmadığı, tüm çıplaklığınızla en savunmasız olduğunuz andır aslında. Her iki partner de birbiriyle hem duygusal hem de bedensel olarak güvende hissetmelidir. Cinselliğe fiziki olarak veya duygusal istismar ederek zorladığınızda o cinsellik tam olamaz. Ancak güvenin bir de duygusal boyutu var. Cinsellikle ilgili inanışları, bilgisi, istekleri, davranışları ve/veya fantezileri hakkında yargılanmayacağı, dalga geçilmeyeceği veya başkasına bahsedilmeyeceği konusunda kişi emin olmalı. Aksi taktirde kendisini partnerine açamaz. Bu da gerçekten yakın hissetmelerine engel olur.

 

Güven sağlanırsa ikinci kapı açılabilir, yakınlık/mahremiyet anahtarı. Sadece seks isteyen, bağlanma problemi olan kişiler dışında herkes için cinsel ilişki yaşayacağı kişi ile yakın hissetmek önemlidir. Ancak gerçek yakınlık kalben değil, zihnen başlar.  Yakınında olmayı arzulayarak değil, duygu ve düşüncelerini paylaşarak insanlar yakınlaşırlar. Çift ne kadar mahremlerini paylaşırlarsa, o kadar birbirlerine duygusal olarak yakın hissederler. Bunun için de doğru iletişimi kurabilmek gerekir.

 

 

Kaliteli bir cinsel yaşamın olmazsa olmazı ‘iyi bir iletişim’ diyebilir miyiz?


Tabiki, iletişim güven ve yakınlığı bir arada tutan bir anahtarlık gibidir. Çiftlerin arasındaki iletişimin niteliği ilişkinin durumunu, ilişkinin durumu ise cinselliği belirler. Dolayısıyla iletişim için, cinselliğin termometresi diyebiliriz.

 

 


Peki sağlam bir iletişime nereden başlamak gerekiyor?

Cinsellikte iyi bir iletişim kurabilmek için öncelikle günlük iletişimi kuvvetlendirmek gerekir. İletişim bir yetenek değil, öğrenilen bir süreçtir. Ailenizde ne gördüyseniz onu öğrenirsiniz. Ne mutlu ki iletişim kurmamayı öğrenebiliyorsak, tersini de öğrenebiliriz. Konuşurken pozitif dil kullanılmalı. Karşı tarafa duyulan olumlu duyguları sözel olarak dile dökmek, taktir etmek, pozitif geri bildirimde bulunmak önemli. Ancak sadece pozitifleri belirten, herşeyden memnun kişiler de samimiyetsiz olarak görülür. Ek olarak ilişkide içe atılan negatif duygular, her an patlamaya hazır bomba gibidir. 

 

İletişim başladığında da iki farklı mizaç, özgeçmiş ve aile altyapısı olan insan arasında çatışma kaçınılmazdır. Bazı çiftler sadece tartışmaktan korktukları için bile iletişimi keserler. Sağlıklı iletişim, sağlıklı tartışmaları da içerir. Farklılıklara rağmen biz olabilmek için anlaşmazlıklarda iki alışkanlığı bırakmak gerekiyor: hep kazanmak ve her zaman haklı olmak.

 

Hep kazanan olmak isteyenler hiçbir zaman uzlaşmaya çalışmaz ve anlaşmazlıklarda kendilerinden ödün vermezler. Halbuki ödün vermek demek kaybetmek değil, anlaşamadığınız konuda düşüncesine katılmasanız bile, duygularına önem vermektir. O yüzden hak iddia ettiğinizden bir adım geri çekilmeyi gerekir.

 

Her zaman haklı olmaya çalışan kişiler ise karşı taraftan bir özür ya da haklı olduklarına dair bir cümle duyana kadar tartışmayı sürdürürler. Karşı tarafın da doğru olabileceğini kabul etmek, sizin kadar iyi olduğunu ve onu taktir ettiğinizi gösterir.

 

Cinsel hayattaki iletişimde de aynı kurallar geçerlidir. Cinsellik sırasında hoşunuza gidenler hakkında pozitif geri bildirimde bulunmak, aşk sözcüklerini söylemek, iltifat etmek, iyi bir sevişme sonrası partneri övmek, gün içinde bir önceki sevişmeye küçük kapalı atıflarda bulunmak cinsel iletişimi kuvvetlendirir. Tabiki kişisel farklılıklardan dolayı anlaşmazlıklar da yaşanabilir. Herkesin cinsel isteği, uyarılabilme eşiği, uyarılma materyali ve yolu, cinsel ilişkiden zevk alma şekli ve yolu, bunu dışa vurumu farklıdır. Doğru iletişim ile çift, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik için yolu uzlaşarak birlikte bulabilir.
 

 

Beden dili yataktaki iletişimin bir parçası olabilir mi? Yeterli olur mu?


Aslında hiç konuşmadığımızda bile bedenimizle mesaj vermeye devam ederiz. Vücudunuzun yönü, kafanızın açısı, mimikleriniz, karşıdakine mesafeniz ve daha birçoğu ilişki ile ilgili konuşmaya devam eder. Ve tabiki cinsellikte de beden dili iletişimin önemli bir parçasıdır. Özellikle de dokunmak. Sevişirken insanlar çoğunlukla gözlerini kapatırlar. Aslında görsel uyaranları azaltarak dokunma duyusuna daha iyi odaklanmak için gözler kapanır.

 

Neredeyse hiç önsevişme yapmayan çiftler görüyorum. Kadın ve erkekte uyarılmanın yolları genellikle farklıdır. Erkekler görsel materyal ile kolaylıkla uyarılırken, kadınlar daha çok dokunulma ile uyarılırlar. Uyarılma olmazsa zevk de olmaz, orgazm da. Neden zevk almadığınız bir etkinliği sadece karşı taraf için sürdüresiniz ki. Bir yerden sonra isteksizlik de başlar. O yüzden de dokunmak ve dokunulmak kadınlar için daha da önemli.

 

 

Ancak beden dili ne yatakta ne de günlük hayatta, tek iletişim kanalı olarak kullanılamaz. Günlük hayatta da olduğu gibi sözel olmayan iletişim, her zaman yanlış anlamalara daha açıktır.

 


İletişimi kurmaya başladığında hangi noktalara dikkat etmek, nasıl bir yol izlemek gerekiyor?

 

Bedensel iletişimden başlarsak, dokunma, özellikle de önsevişme sırasında, sadece genital organlarla sınırlandırılmamalı. Bedenimizin heryerinde dokunmanın farklı türlerini algılayan milyonlarca algaç var. Niye onları da kullanmayalım. Örneğin, kulak memesi, boyun, üst iç bacak, el veya ayak parmakları da uyarılmaya oldukça açık ve erotik vücut parçaları olabilir. Çiftler dokunmayı tüm vücuda yaydıklarında, daha önce hiç farkında olmadıkları yerleri de keşfederler. Hem kendilerini hem de partnerlerini daha yakından tanıma şansı yakalarlar.

 

Dikkat edilmesi gereken, dokunmanın sadece cinsellik ile sınırlandırılmaması gerektiği. Aksi taktirde tüm dokunmalar, cinsel ilişki daveti olarak algılanmaya başlayabilir. Bu da amaçsız bir dokunmadan bile sakınmalara ve çiftin birbiriden uzaklaşmasına neden olabilir. Evde dinlenirken birbirine yakın ve temas içinde oturmak, birlikte iken online olunan zamanları kısıtlamak, partnerin gözlerine ara ara kısa ama bir anlık bakıştan uzun bakmak, ele ele tutuşmak, yüzüne dokunmak gibi ilişkinin flört aşamasında yakınlaşmak için yapılan eylemleri yeniden hatırlamak, evde dans etmek veya beraber duş almak, günlük hayatta birbirine temas etmenin ve ilişkiyi canlandırmanın yolları olabilir.

 

Sözel iletişime gelirsek önce bol bol konuşmak ve konuşmak. Evet işten, arkadaşlardan, gün içinde yaşananlardan konuşmak da bir seçenek. Ama benim kastettiğim daha çok yaşananlar ile ilgili duyguları konuşmak.  Geçmişten, gelecekten, hayallerden, planlardan ve bunlarla ilintili mutluluk, mutsuzluk, ümit, hayal kırıklığı, kaygı, korku, kırgınlık, suçluluk, bitkinlik, her ne hissediyorsanız onu olduğu gibi konuşmak. Onu üzer miyim, sıkar mıyım, ne değişir ki, daha düşünmek istemiyorum, tartışabiliriz demeden paylaşmak. Çiftler bunu günlük hayatta yapabildiklerinde, cinsellikle de ilgili beklentilerini ve duygularını da daha rahat paylaşabilir hale gelebilirler.

 

Ancak cinsel konuları konuşurken karşı tarafı suçlamamaya ya da suçlu hissettirecek şekilde konuşmamaya dikkat etmek lazım. Bu tutum karşı tarafın alınmasına ya da savunmaya geçmesine neden olabilir. Çözüme yönelik bir konuşmadan ziyade karşılıklı ithamların olduğu bir mahkemeye döner.

 

Cinsel konularla ilgili konuşmalarda “ben” dilini kullanmak önemlidir. Bu konuşmanın daha az suçlayıcı hissedilmesini sağlar. Tabiki ben ile cümleyi başlatıp, karşı tarafın karakteri ile ilgili yorumlar yapılmıyorsa. Kişiliğine yönelik yorumlardan  ziyade davranışlara odaklanmak gerekir. Çünkü bir insan kendini değiştiremez ama davranışlarını değiştirebilir.

 

Sadece davranışını tarafsız bir gözlemci olarak tanımlayın ve ne anlama gelebileceği ile ilgili bir tahmin ya da yorumda bulunmayın. Sadece sizde yaratığı etkiye odaklanın ve duyguyu paylaşın. Duygunuzun sizin ve cinsel hayatınız üzerinizdeki sonuçlarını anlatın. Örneğin “Beni hiç umursamıyorsun, kendi işini bitirip yatıyorsun” yerine, “Cinsel olarak birleşmeden önce benim ihtiyaç duyduğum kadar bana dokunmuyosun. Uyarılamıyorum ve zevk alamıyorum. Bu beni mutsuz hissettiriyor. Daha sonra zevk almadığım birşeye karşı isteksiz oluyorum ve daha az sevişmeye başlıyoruz” denilebilir.

 

Karşı tarafın istenmeyen davranışlarının yerine başka hangi davranışların kendilerine iyi gelebileceği ile ilgili net seçenekler sunmak iyi bir çözümdür. Çünkü tek bir çözüm akıl vermek, ne yapacağını söylemek olacaktır ve kimse bundan hoşlanmaz. Örneğin “Sevişirken ben de orgazm olmak istiyorum. Yeni şeyler deneyebilir miyiz? Mesela beni şunu yaparak uyarabilirsin ya da istersen ben kendimi uyarabilirim” denilebilir.

 

 


Korkular, toplumsal baskılar cinsel hayatı neden, nasıl etkiliyor ve iletişimi sekteye uğratıyor?

 

Filmlerde sevişme sahneleri kesiliyor, cinsel içerikli konuşmalar bipleniyor. Cinsellikle ilgili çocukların sorularında, ayıp konuşulmaz diye konu kapatılıyor. Ebeveynler çocuklarının yanında ahlaklarını bozmamak için öpüşmüyorlar. Dolayısıyla devamlı cinselliğin kötü birşey olduğu altyazısı ile büyüyoruz.

 

Ayrıca cinsellikten konuşmak, cinsellikle fazla ilgili olmak veya daha da kötü bir nitelendirme ile şehvet düşkünü, ar damarsız olmak gibi toplumda  tanımlamalara neden oluyor. Kötü kadın olmamak veya uçkurunun peşinde adam olmamak için cinsellik tabu haline geliyor, üzerine hiç konuşulamıyor.

 

Bir de Bakire Meryem-Hayat Kadını sendromu dediğimiz bir durum var ki; iyi kadınlar sevişmez, iyi kadınlarla sevişilmez hastalığı. Bu yüzden evdeki eş ile sevişemeyen, cinselliği sadece dışarda hayat kadınları veya namussuz şeklinde adlandırdığı kadınlar ile yaşayabilen birçok erkek, yıllarca kocasıyla birleşemeyen vajinismuslu birçok kadın var.  

 

Cinsellikten açıkça bahsetmenin, cinsel duyguları, arzuları ve fantezileri paylaşmanın karşı tarafı kaçıracağı veya iğrendirebileceği ile korkular da cinselliğin konuşulmasının önüne geçiyor.

 

Cinsellikle ilgili mitler ise başka dert. Birçok insan ordan burdan duyduğu veya porno filmlerden edindiği  bilgiler, toplumsal yargılar sonucu, cinsel organının büyüklüğünden, ilişki sıklığı, korunma ve mastürbasyona kadar yanlış bilgi nedeniyle cinsellikle ilgili kaygı ve sıkıntı yaşıyor. Hangi korunma metoduyla korunacaklarını bile hiç konuş(a)mamış üniversite mezunu beyaz yakalı insanlar var.


 


Mitleri, çekingenliği, utangaçlığı yok etmek için taraflar birbirine nasıl yardımcı olmalı, ne yapmalı?

 

Eğer çiftin arasında güven sorunu yoksa utangaçlık da çoğunlukla mitlerin etkisiyle oluyor. Doğru bilgi her zaman kaygıyı azaltır. Mitlerin etkisinden kurtulmak için doğru kanaldan bilgilenmek gerekiyor. Cinsel derneklerin, cinsel terapistlerin, hastanelerin bilgilendirme siteleri doğru kaynaklar olarak kullanılabilir
 


Cinsellik konusundaki iletişimi sağlamlaştırmak için cinsel terapi desteği nasıl avantajlar sağlıyor?

 

Cinsel terapide danışanlara, cinsel yaşamı etkileyen yanlış ve olumsuz inançlar, yanlış anlamalar, kırgınlık, öfke, küsme, cezalandırma gibi işe yaramayan olumsuz iletişim kalıplarını fark etmelerine yardımcı olunur. Cinsellik hakkında gevşeme, güven duyma, utanç duygusundan kurtulma, konuşma, dokunma, aşk oyunları, ideal ortamı sağlama, kendilerine güvenme ve kendi bedenleriyle barışık olma, kendi isteklerini tanıma, partnerini tanıma ve  cinsel hayatlarındaki problemlere çözüm üretebilme konularında bilgilendirilirler ve kendilerini geliştirirler. Vajinismus, cinsel isteksizlik, erken boşalma ya da sertleşme zorluğu gibi birçok cinsel sorunu hiç ilaç kullanmadan cinsel terapi ile çözmek mümkün. Cinsel terapi ile sadece cinsellikten değil aynı zamanda total olarak ilişkiden memnuniyet de artar.

 


Yatak odasındaki iletişimin sağlanamaması halinde hangi olumsuzluklar ortaya çıkıyor?

Cinsellik konuşulamaz olduğunda var olan problemin gerginliği alakalı olmayan başka problemler üzerinden karşı tarafa aktarılabiliyor. Konuşulamayan sorunla ilgili karşı tarafa atfedilen etiketler, seçici dikkat ile günlük hayatta da etiketlemenin devam etmesine yol açıyor.  Küçük ve saçma konulardan sık sık tartışan çiftler, zaten seks gibi birbirlerine bağlayıcı bir tutkaldan da yoksun olduklarından daha da birbirinden kopabiliyor.

Cinsel birleşmenin gerçekten doyum vereci olması için sadece bedenlerin değil ruhların da birleşmesi gerekir. Araştırmalar gösteriyor ki duygusal olarak yoğun hislerin beslendiği bir ilişkide cinsellik, hem kadınlar hem de erkekler tarafından daha tatminkar olarak değerlendiriliyor.

 

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.