top of page
What physiological and behavioral changes do parents experience when a new baby arrives home?

Becoming a parent is a neurohormonal process that prepares you for the emotions and behaviors necessary to provide adequate care. Pregnancy and childbirth are associated with significant changes in areas of the mother's brain related to motivation, attention directed towards the baby, and physical and emotional fulfillment. In mothers who respond appropriately to their baby's needs and form a secure attachment, functional MRI scans of the brain reveal congruent activation in the amygdala and nucleus accumbens in the presence of any stimulus to the baby.

While the amygdala is responsible for motivational and emotional responses, the nucleus accumbens is responsible for empathy and social perception. The social perception and emotion circuit enables parents to read the baby's nonverbal cues and provide an appropriate synchronized parenting/care response. Activation of this circuit is associated with oxytocin, the hormone that initiates labor and breastfeeding. Oxytocin is particularly associated with bonding behavior between mother and child, early socialization, and a sense of security.

It has been found that fathers also give appropriate physiological and behavioral responses to the baby's needs and synchronize with the mother. However, it takes until the 6th month postpartum for this appropriate response to develop in fathers in the same way as in mothers. In parents of 6-month-old babies, blood oxytocin levels were found to be both related and interactive with the pattern of giving appropriate responses to any stimulus from the baby. In other words, as they are exposed to the baby's stimuli, empathize with the baby, and try to behave appropriately, their oxytocin levels also increase. The nucleus accumbens is also a reward center associated with dopamine. Parenting becomes a learned behavior through reward. It is thought that attachment in fathers develops in this way. It is believed that synchronization between parents in response to the baby's needs is important in the formation of family unity.

Vasopressin is believed to be responsible for social behavior and aggressive behavior towards other men in males. In parallel with the increased oxytocin levels in mothers following childbirth, vasopressin is released in fathers. Studies have shown that while activation in the insula and frontal cortex regions associated with vasopressin is not observed in mothers, activation in these regions, responsible for social bonding, empathy, planning, and organization in humans, has been detected in fathers. An increase in the number of vasopressin-sensitive receptors in the prefrontal cortex has been observed. Vasopressin is thought to be responsible for the increased protective instinct in fatherhood. It has also been shown that prolactin levels increase in fathers during pregnancy and after childbirth.

The Psychology of Parents When Their Newborn Gets Sick

When something unusual happens to a baby, or when the baby has any health problems, parents often feel guilty, regardless of the actual reason. This guilt can be even greater if there was hesitation about conceiving, if regular checkups weren't done during pregnancy, if doctor's recommendations weren't followed, or even if prohibited substances like alcohol and cigarettes were used.

If a child has a significant genetic disorder, parents may experience feelings of guilt, anger, and shame, along with a kind of grief reaction. Sometimes, parents may blame each other's families for the genetic burden of the disability. Infections like AIDS, transmitted during birth, also trigger strong emotional responses within families.

Breastfeeding and Guilt

Many mothers feel guilty when they decide not to breastfeed or when they are unable to breastfeed. An internal struggle can begin when you choose not to breastfeed or when you start and then decide to stop breastfeeding.

When breastfeeding doesn't go as expected, mothers may feel like failures. Society's message that "breast milk is everything" can make mothers feel guilty. Mothers may compare themselves to other mothers, which can increase their feelings of guilt.

Breastfeeding decisions can be influenced by many internal and external factors. Internal factors may include maternal health, stress levels, support systems, and previous experiences. External factors include family, work, social environment, and medical reasons.

Many mothers face societal pressure regarding breastfeeding. Family members, friends, healthcare professionals, and even the media can put pressure on mothers to breastfeed. This pressure can have serious effects on mothers' own bodies and their relationship with their babies.

If you are experiencing guilt about breastfeeding, it is important to seek support from a mental health professional . Remember, every mother is trying her best and deserves support during this challenging process.

Click here for the blog post about breastfeeding and guilt...

Postpartum Blues ne sıklıkta görülür?
Postpartum Blues Belirtileri Nelerdir?

Postpartum Blues (Doğum sonrası / Lohusalık Hüznü)

 

 

 

Henüz yeni doğum yaptınız, hayatınızın en mutlu anlarından olmalı ama garip bir şekilde mutsuzsunuz..Nedensiz ağlıyorsunuz..Gergin hissediyor, bebeğinize bakamayacağınızı düşünüp kaygılanıyorsunuz. Yalnız değilsiniz.

​

Yenidoğum yapan kadınların %80'i postpartum blues (doğum sonrası/ lohusalık hüznü) yaşar. Postpartum blues'da şikayetlerin şiddeti doğumdan 3-5 gün sonra artar ve 2 hafta içinde tedavi gerektirmeksizin kendiliğinden geçer. 

​

​28. gebelik haftasından başlayarak doğumdan sonraki 4. hafta sonuna kadar uzanan zaman aralığına perinatal dönem denir. Bu dönemin doğumdan sonraki 4 haftalık kısmına da postpartum adı verilir. Doğum sonrası dönem (postpartum) psikiyatrik hastalıklar için riskli bir dönemdir.

​

​​​

Postpartum Blues'un belirtileri nelerdir?

​

  • halsizlik

​

  • isteksizlik

​

  • keyifsizlik

​

  • duygusallık

​

  • kırılganlık

​

  • kolay ağlama

​

  • uykusuzluk

​​

Önceleri bunu sadece kendisi hissederken etrafı sadece yorgun ve sessiz gibi algılar. Daha sonra giderek bu hissettiklerini eşi ve akrabaları ile paylaştığında tablo belirginleşmeye başlar. Eğitim ve sosyal destekle, sıklıkla bu şikayetler kendiliğinden kaybolup gider. Ancak bir kısmında ise doğum sonrası depresyon, ya da doğum sonrası kaygı bozuklukları olarak devam edebilir. Maddi sıkıntılar,destek sistemlerinin zayıf olması ve olumsuz yaşam olaylarının varlığı depresyon ve anksiyete bozuklukları ihtimalini arttırır. 

​

İşte bu yüzden gebelik sonrası ilk ay annenin takibi çok önemlidir. Bazı hastanelerin doğum sonrasında anneye kısa bir emzirme ve bakım eğitimi de veren hemşirelik takip sistemleri bulunmaktadır. Giderek sessizleşen, her fırsatta ağlamaya meyilli ve bebeğin bakımı konusunda kaygılı bir anne bunları ifade eder hale geldiğinde, yukarı da sayılan risk faktörleri de özellikle var ise psikiyatri uzmanının görmesi gerekir. Gebelik öncesinde depresyon geçirmiş  kadınların üçte birinde  depresyon doğum sonrasında tekrarlamaktadır. Bu nedenle daha önce geçirilmiş depresyon varlığında yeni annenin mutlaka iyi hissetse bile daha önce takip eden psikiyatrı ile iletişim kurması, tercihen muayene ve takip altında olması depresyonu hem önlemekte hem de erken tespit edip tedavi etmekte yararlı olacaktır.

​​​

​​​

Doğum sonrası hüznün nedenleri nelerdir?

​

  •  Doğum sonrasında yorgunluk hissetmek, uyku düzeninin bozulması, ve yeni annenin gücünü tekrar toparlayabilmek için ihtiyaç duyduğu dinlenmeden yoksun kalması

​

  •  Bebeğin bakımına ve iyi bir anne olmak için gerekli olduğu düşünülen becerilere sahip olunmadığına dair kaygılar

​

  •  İşteki ve evdeki düzende meydana gelen değişiklikler nedeniyle stres altında hissetmek. Bazen kadınlar, gerçekçi olmayan beklentiler geliştirerek kendilerinin mükemmel bir anne olmaları gerektiğini düşünürler. Bu da stres oluşturan bir faktördür.

​

  •  Kayıp duygusu. Bebek doğmadan önceki kimliğin kaybedildiğini, hamilelik öncesindeki beden yapısının kaybedildiğini ve daha az çekici olduğunu düşünmek

​

  •  Doğum sonrasında kadının kendisine ayırdığı zamanın azalması ve zamanı kontrol edemediğini düşünmek.

​

  •  Çok uzun süre boyunca ev içinde zaman geçirmek, partnerle ya da sevilen kişilerle baş başa geçirilen zamanın azalması

​

Postpartum Blues nedenleri Nedir?

Am I experiencing postpartum depression or just postpartum blues?

If you experience one or more of the following after childbirth, you may have postpartum depression.

  • If mood changes following childbirth do not decrease within 2 weeks

  • If it prevents you from taking care of yourself or your baby

  • If you have become withdrawn and no longer enjoy activities you used to do

  • If you are thinking about harming yourself or your baby

Seek help from a psychiatrist without delay. If a mental health issue is overlooked in the postpartum period, it can lead to serious losses in terms of the child's development, the mother's health, and marital relationships. There's no reason to be ashamed or guilty about having postpartum mental health problems. It's not your fault; being depressed is beyond your control. Being depressed doesn't make you weak, a bad person, or a bad mother. What's within your control is seeking treatment.

Postpartum Blues ve depresyonu ayırd etmek
Doğum sonrası depresyon ne sıklıkta görülür?
Doğum sonrası depresyon ne sıklıkta görülür?
Doğum sonras depresyon neden olur?
Doğum sonrası depresyona giren annelerin çocukları da etkilenir mi?

Postpartum (Doğum sonrası) Depresyon

 

 

 

Doğumu takip eden ilk haftalarda bebeğine kötü birşey olacağı kaygısı annelerin  %80'inde, babaların %73’ünde görülür.  Doğum sonrası depresyon ise yeni doğum yapan kadınların %10-15'inde doğumun ardından, çoğunlukla ilk 3 ayda olmak üzere, en geç 1 yıl içinde görülür.

 

Doğum sonrası depresyon erkeklerde de gözlenir. Babaların %10’u eşinin doğum yapmasının ardından depresyona girmektedir. Her iki ebeveynde de belirtiler yaşam kalitesini etkileyen düzeydedir.

 

Doğum sonrasında kadınlardaki hormonal değişikliklerin de depresyonu tetiklediği düşünülmektedir. Hamilelik döneminde kadınlardaki östrojen ve progesterone hormonları artar. Bebeğin doğumundan sonraki ilk 24 saat içinde bu hormonlar hamilelik öncesindeki normal seviyelerine hızla düşer. Adet döneminde hormonlarda yaşanan küçük değişimlerin  bile kadınların duygu durumlarını etkilediğinden, doğum sonrasında yaşanan bu hızlı hormonal değişimin depresyonu tetikleyebilir. Ayrıca tiroid hormonu da doğum sonrasında düşebilmektedir. Tiroid düzeyinin düşük olması, depresif duygu durumu, her şeye karşı ilgisizlik, huzursuzluk, yorgunluk, konsantrasyon zorluğu, uyku sorunları ve kilo değişimi gibi depresyon semptomlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. Basit bir kan testinin yapılması ve doktorun reçete edeceği ilaçların kullanımı, tiroid düzeyine bağlı olan depresyon sorununu çözmeye yardımcı olacaktır.

 

Doğum sonrası depresyona giren annelerin üçte biri sadece tedavi arayışına girmektedir. Doğumun ardından özellikle ilk 3 ay içinde depresyona giren ve tedavi görmeyen annelerin bebekleriyle  bağlanmaları bozulur. Annenin güvensiz bağlanma biçimi ile, babadaki depresyonun erken çocukluk dönemindeki çocuklarda sosyal ve duygusal sorunların (özellikle hiperaktivite ve sinirlilik) şiddeti ile ilişkili olduğunu gösterilmiştir.​​​

​

​
Doğum sonrası depresyona giren annelerin çocukları da etkilenir mi?

​

Doğum sonrası depresyona giren annelerin çocuklarının depresyonda olmayan annelerin çocuklarına göre ;

​

  • daha sinirli

​

  • çekingen

​

  • daha az yüz mimiği kullanan

​

  • daha  az konuşan çocuklar oldukları

​

  • daha sık davranış problemi gösterdikleri 

​

  • agresyon ve öfke nöbetleri

​​

  • dikkat, konsantrasyon, bellek, planlama gibi bilişsel işlevlerinin daha zayıf olduğu, daha sık Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite Bozukuluğu tanısı

​

  •  uyku problemleri

 

gözlenmiştir.

​

 

Tedavi edilmeyen doğum sonrası depresyonda, etkilenen annenin çocuğunda yürüme ve konuşma gecikebilir. Bu çocuklarda okul çağında öğrenme güçlüğü de bildirilmiştir. Anne bebek bağlanmasındaki bozulmadan dolayı okulda daha zor arkadaşlık kurdukları, daha kaygılı çocuklar oldukları, pasif agresif tavırlar sergiledikleri, bağımlı kişilik yapılarının olduğu gözlenmiştir. İleri yaşta depresyon geçirme ihtimalleri anneleri depresyon geçirmeyen veya geçirmiş olup tedavi edilenlere göre daha yüksektir.

​​​​​​​​​

​​
Gebelik sırasında ve doğum sonrasında depresyon riskini arttıranlar faktörler nelerdir?
​
  • Planlanmayan gebelik

​

  • Ergenlik gibi çok ergen yaşta gebelik

​

  • Çoğul gebelik

​​

  • Bağımlılık yapan madde kullanımı (Alkol ve sigara da dahil)

​​

  • Daha önce geçirilmiş psikiyatrik bir rahatsızlık (BP’u olan hastalarda doğum sonrasında atak görülme veya hastanın dekompanse olma riski %50’dir,  ilk 1 ayda psikiyatrik bir rahatsızlık nedeniyle hastaneye yatırılma riskleri ise 8 kat artmıştır. Gebelik öncesinde depresyon geçirmiş  kadınların ise % 30'unda doğum sonrası  depresyon görülmektedir.)

​​

  • Daha önceki gebelikte doğum sonrası depresyon hikayesi  (Önceki gebeliğinde doğum sonrası depresyon geçirmiş olan  kadınlarınsonraki gebeliklerinde depresyon görülme riski % 50'dir. )

​​

  • Daha önceki gebelikte olumsuz deneyimler (düşük, erken doğum, düşük doğum ağırlığı, YBÜ deneyimi , yeni doğan ölümü gibi)

​

  • Psikiyatrik muayene sonucunda önceki gebelikle ilgili yaşanan sıkıntılar nedeniyle içe atılmış duygular ve  tepkiler tespit edilirse bunların işlenmesi önemlidir. Aksi taktirde önceki, kayıba ait duygular mevcut olan gebelik sırasında artan kaygı ile açığa çıkabilir. Benzer problemler babada da görülür.

​​

  • Eşlik eden tıbbi başka bir hastalığın varlığı (MS, Kalp hastalığı, kanser gibi)

 

  • Birinci derece aile yakınında psikiyatrik bir rahatsızlık (Özellikle gebelik sırasında veya doğum sonrasında geçirilmiş)

​

  • Eş ve aile ile ilişki sorunları

​

  • Maddi sıkıntılar

​

  • Aile, eş, arkadaş gibi destek sistemlerinin zayıf olmasıdır.

​

​​​​

Doğum Sonrası Depresyon ihtimalini  değiştirmeyen faktörler nelerdir?
​
  • eğitim düzeyi

​

  • meslek

​

  • gebelik yaşı

​

  • gebelik sayısı​

  • evlilik süresi​​

​

​

Gebelik sırasında ve Doğum sonrasında depresyon riskini arttıranlar faktörler nelerdir?
Doğum Sonrası Depresyon ihtimalini  değiştirmeyen faktörler nelerdir?
Emzirirken Depresyonda Tedavi Yönetimi
Emzirirken Antidepresan Kullanımı

​Emzirirken İlaç Kullanılabilir mi?


Emzirmenin yeni doğana gelişimsel, immünolojik ve psikolojik faydaları nedeniyle önemi nettir. Emzirmeyi planlayan kadınlar şunu bilmelidir ki, antidepresanlar da dahil olmak üzere tüm psikiyatrik ilaçlar ve hatta tüm tıbbi ilaçlar anne sütüne geçmektedir. Anne sütüne geçmeyen bir ilaç pek tabi bulunmamaktadır, geçmeyen bir gıda olmadığı gibi. Emziren annenin herhangi tıbbi bir hastalık nedenli tedavisinde önemli olan aslen annenin ve bebeğin sağlığı ve iyilik hali için kar zarar ilişkisinde en az süte geçen ilacın seçilmesidir.

 

Korkulanın aksine emzirme sırasında tercih edilen psikiyatri ilaçlarının süte geçme ihtimali diğer dahili hastalıklar nedenli tercih edilen antibiyotik ve benzeri ilaçlara göre çok daha azdır ve psikiyatri ilaçları sıklıkla daha güvenilirdir. Emziren kadınlarda farmakoterapi düzenlenmesinde, psikiyatrik ilaçların güvenliğine ilişkin konsültasyonlar, emzirmenin anne ve bebek için bilinen faydaları, anne sütünde ilaçlara maruz kalma olasılığı ve ilaçsız tedavinin olası riskleri hakkında bir bilgilendirme ve tartışmayı içermelidir.

​

Anne sütündeki ilaçların konsantrasyonları günün seçilen saatine göre büyük ölçüde değişmektedir. Bir bebeğin maruz kaldığı ilaç miktarı, ilaç dozu, annenin ilaç metabolizma hızı ve beslenme sıklığı ve zamanlaması gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Alınan ilacın kanda ve sütte en yüksek konsantrasyona erişmek için tepe noktası zamanı değişken olduğundan, ilaç alındıktan sonra emzirilmeyip, sağılan sütün atılması önerisi mantıklı değildir ve çok eski zamanlarda kalmıştır. Seçilen ilaca göre doktorunuzun size tercihen emzirmenizi önereceği saatler olabilir ancak gerçek hayatta yeni doğan bir bebeğin buna uymasını beklemek çok akılcı değildir ve sadece anneyi strese sokacaktır. Düzenli alınan bir  ilacın sabit kan konsantrasyonu olduğu düşünülürse, annenin bebeğin ihtiyaçlarını ve düzenini önceliklendirerek emzirmeye devam etmesi daha uygun olacaktır. Seçilen ilaç zaten emzirmede kullanılabilen ilaçlar sınıfı olan, "B sınıfı ilaç" olacaktır.​

​

​​​

Emzirirken Depresyonda Tedavi Yönetimi

 

Toplumda psikiyatriste gidersen hemen ilaç verir kanısının aksine, depresyonun hafifse, psikiyatristler ilk seçenek olarak hastanın da öncelikleri ve istekleri göze alarak konuşma terapisi olan psikoterapiyi önerebilirler. Sorunlar kronikleşmeden başvurulduğunda hafif derecede bir depresyonu, ilaç tedavisi olmadan sadece psikoterapi ile çözmek mümkün olabilir. Araştırmalar tedavi sonlandıktan uzun süre sonra bile kişilerin halen psikoterapide kazandıklarından fayda görmeye devam ettiklerini göstermektedir.

 

;Orta ve ağır şiddette depresyonda da terapi ile devam edilebilir ancak terapinin haftada bir veya 2 kez sıklıkta olması önem arz etmektedir. Çalışmalar hangi terapi tercih edilirse edilsin, terapiye yanıttaki en önemli belirleyicinin terapi seanslarının sıklığı olduğunu göstermektedir. Yeni doğum yapan bir annenin online bile olsa haftada bir veya iki kez düzenli bir terapiye devam etmesi zor olabilir. Kaldı ki orta ve ağır depresyonda kişinin bilişsel faaliyetleri ve problem çözme yeteneği yavaşladığı için kişinin terapiye verdiği yanıt da yavaşlatabilir. Terapinin etkin ilerleyebilmesi ve işe yarayabilmesi için antidepresan kullanımı gerekmektedir; hele de doğum sonrası depresyon gibi bir hastalıkta anne-bebek bağlanması açısından zamanla yarıştığımız düşünülürse. Bu durumda psikoterapi ile birlikte depresyon tedavisi için öncelike antidepresanlar, durumun şiddetine göre bazen anksiyolitikler önerilebilir.

​​​

​

Emzirirken Antidepresan Kullanımı

​

Son yıllarda, emzirme sırasında çeşitli antidepresanların kullanımına ilişkin oldukça fazla veri birikmiştir. Çalışmalarda, bebeğin ilaç maruziyetinin ölçülebilmesi için emziren kadınların defalarca anne sütü örnekleri ve bebeklerinin kan örnekleri alınıp incelenmiştir. Yapılan araştırmalar ışığında, klinik olarak gerekli görüldüğü taktirde antidepresanların genel olarak emzirme döneminde kullanımının nispeten güvenli olduğu düşünülmektedir. Özellikle SSRI'lar emzirme döneminde en iyi çalışılmış ilaç sınıflarından biridir.

 

Emzirme döneminde trisiklik antidepresanlar, fluoksetin, paroksetin ve sertralin ile ilgili mevcut veriler cesaret vericidir. Bebeklerin kan örneklerinde  tipik olarak çok düşük veya tespit edilemeyen ilaç seviyeleri tespit edilmiş olup; anne sütündeki psikiyatrik ilaçlara yenidoğanın maruz kalmasıyla ilgili önemli komplikasyonların oldukça nadir olduğu gösterilmiştir. Diğer antidepresanlar hakkında daha az bilgi mevcut olsa da, bu ilaçlara maruz kalmayla ilgili ciddi yan etkiler bildirilmemiştir.

 

Anne sütünde antidepresanlara maruz kalan bebeklerde ciddi veya kalıcı olmayan, gerginlik, sinirlilik, aşırı ağlama, uyku bozukluğu veya beslenme sorunları dahil olmak üzere az sayıda yan etki bildirilmiştir. Birçok vakada bu olaylar ile ilaca maruz kalma arasında nedensel bir bağlantı kurmak bile mümkün olmamıştır. Belirli antidepresanların emzirilen bebek için önemli riskler oluşturduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur.

​

Doktorunuz emzirme döneminde depresyonunuzun tedavisi için ilaç kullanılmasının gerektiğini düşünürse, sizi düşündüğü kadar bebeğinizi de önceliklendirecek ve güvenli olduğu çalışmalarca desteklenen bir antidepresan seçecektir. Bununla birlikte, bazı durumlar daha az mevcut güvenlik verilerine sahip antidepresanların kullanılmasını gerektirebilir. Örneğin, bir kadın geçmişte belirli bir antidepresana yanıt vermişse ve özellikle de diğerlerine yanıtsız ise ya da yan etki yaşadı ise, bu antidepresanın tekrar kullanılmasının değerlendirilmesi makul olacaktır. Bir başka örnek ise, hamileliği boyunca hamilelik için güvenli bir antidepresanı kullanmış bir hastada, hastanın da durumu iyiyse, doğumdan sonra aynı antidepresanla devam etmektir; çünkü başka bir antidepresana geçmek depresyonun tekrarlama riskini artırabilir.

​

Bazı hastalar çalışmalarda kullanılan ilaç kan düzeyi ölçümlerinin emziren anne veya bebekte düzenli ölçülüp, ölçülemeyeceğidir. Böyle rutin bir uygulama söz konusu değildir. Bazı hastanelerde kan düzeyi ölçümü mümkün olsa da, rutinde hasta dirençli depresyonda olmadığı sürece gerekli olmadığı için bu tetkikler uygulanmaz.  Bebek için de devamlı kan alınması stres verici olacaktır. Ancak, çocuğun davranışında önemli bir değişiklik varsa (örn. sinirlilik, sedasyon, beslenme sorunları veya uyku bozukluğu), bebek serum ilaç seviyesine bakılabilir ve seviye yüksekse duruma göre ilaç değiştirilebilir veya emzirme askıya alınabilir. Benzer şekilde, anne özellikle yüksek dozda ilaç alıyorsa, maruziyet derecesini belirlemek için bebekte ilaç seviyelerini ölçmek yararlı olabilir. Yine de annenin yüksek dozlun ilaç almasını gerektirecek kadar ağır bir depresyonda annenin emzirmeye tedavinin başında ara vermesi ve bebeğin formül mama ile beslenmesine geçilmesi de bir seçenek olabilir. Bazen annenin kafasında bebeği için zarar görebileceğine dair hiç soru işareti kalmaması, sütünün az olup olmadığı vb gibi kaygılarının olmaması tercih edilebilir. Ancak çok ağır olmayan bir tabloda çoğunlukla tedavi tersine annnenin bebeği ile kaygılarını azaltacak, bağlanmasının daha kuvvetli ve sukunetli olmasını sağlayacaktır. ​

​

Emzirirken depresyon tedavisi ve  ilaç kullanımına ilişkin daha fazla okumak için..​​​​​​​

Erkeklerde ve Kadınlarda Doğum Sonrası Depresyonu Arasındaki Fark Nedir?

Postpartum Depression in Fathers

Although postpartum depression is generally known as an illness affecting new mothers, it also occurs in men. Postpartum depression is a real condition affecting men in the first year after the birth or addition of a baby to the family, and 10% of fathers, or 1 in 10 men, experience postpartum depression.

What are the symptoms of postpartum depression in men?

Postpartum depression in men can manifest differently than in women. Here are some common symptoms to watch out for, especially in new fathers:

  • Anger

  • Irritability

  • Self-soothing behaviors such as substance and alcohol use

  • Risk-taking behaviors such as speeding and road rage.

  • Experiencing financial burden and anxiety about the future, leading to overwork and detachment from family.

  • Getting stressed easily

  • Physical symptoms such as headaches and stomach aches

What are the risk factors for postpartum depression in men?

Male partners of mothers with postpartum depression have up to a 50% increased risk of developing postpartum depression. Additional risk factors include:

  • Sleep deprivation

  • Previous history of mental illness

  • tense couple relationship

  • Financial concerns

  • Fears about changing family dynamics

What are the differences between postpartum depression in men and women?

Postpartum depression often presents differently in men and women. Men tend to exhibit more outward behaviors such as anger and risk-taking, while women more frequently show inward symptoms such as crying, hopelessness, and guilt.

Postpartum depression in new fathers is often noticed by others, and as with depression outside of childbirth, men are less likely to seek help from a mental health professional compared to women. Therefore, it is crucial for new fathers to have their signs of depression recognized by those around them, including family members and friends, in order to increase their access to treatment. If any of these signs are present, it is important for those around the father to talk to him, help him notice the changes, and encourage him to see a psychiatrist. Depression is a serious illness that can affect quality of life and functioning, and the impairment of functioning and financial losses that can occur during a time of already heightened financial worries can worsen the condition.

Postpartum Obsessive-Compulsive Disorder (OCD)

Obsessive-compulsive disorder (OCD) is a mental illness characterized by obsessions, which are intrusive thoughts, ideas, and impulses, and compulsions, which are repetitive behaviors and mental actions. If it appears within four weeks of birth, it is diagnosed as postpartum-onset OCD. While the lifetime prevalence of OCD is around 2-3%, this rate increases to 5% in the postpartum period.

At 2 weeks postpartum, 37.5% of mothers reported subclinical obsessive-compulsive symptoms that did not meet the diagnostic criteria for OCD. The most common compulsions were cleaning/washing and checking.

Although mothers are frequently mentioned in relation to postpartum OCD, the incidence of OCD in new fathers is three times higher than in the general population. The complaints seen in fathers are related to harming their wives and babies.

Women who are aggressive, have religious or somatic obsessions, symmetry obsessions, or compulsions are more likely to be diagnosed with OCD.

Repetitive, intrusive thoughts and fleeting images that come to mind against one's will are quite frightening, causing intense distress and anxiety. Mothers worry that this is more than just postpartum depression; they fear it's a serious condition, even that the mother is losing her mind. Fearing schizophrenia or postpartum psychosis, the mother may consult a doctor.

Because everyone, from family members to friends, expects her to feel happy about being a mother, the disruptive effects of OCD are even more destructive during this period. It can leave the mother exhausted and devastated. Gradually, the mother becomes withdrawn, avoiding being alone with the child and distancing herself to prevent any harm to the baby. Studies have shown that women with obsessions or compulsions, even if not severe enough to warrant a diagnosis, are much more likely to experience depression. Depression has been diagnosed in approximately 25% of women with these symptoms.

For more information about Obsessive-Compulsive Disorder, click here...

What is postpartum psychosis?

Are mothers who harm their babies right?

The most distressing aspect of postpartum depression is the infanticide behavior, which can occur in 4% of patients with this disorder. Beginning with the aforementioned symptoms, this condition can progress to the point where the individual feels responsible for all negative events, believes the newborn is not their child, or even that they didn't give birth, that the baby has a health problem, and that they cannot adequately care for or cause the baby suffering, leading them to consider ending their suffering by killing the baby and/or themselves.

Doğum sonrası depresyon ve diğer ruhsal hastalıklardan korunmak için yapabilecekleriniz:

 

  • Doğumdan hemen sonra hayatınızla ilgili büyük kararlar almayın ve büyük yaşam değişikliklerine girmeyin.

       ( Taşınmak vb)

 

  • Hayatınızda sahip olduğunuz olumlu şeylere odaklanın. Eğer olumlu yanlar bulmakta güçlük çekiyorsanız yaşadığınız için minnettar olduğunuz güzel anılarınıza odaklanın. Sıkıntılı olduğunuz zamanlarda sahip olduklarınız veya güzel anılarınız için teşekkür edin hayatınıza.

​

  • Duygularınızı içinize atmayın. Hissettikleriniz hakkında eşiniz ve çevrenizdekilerle konuşun. Bazı kadınlar, doğum sonrasında mutlu olmaları gerektiğini düşündükleri için yaşadıkları depresif durum nedeniyle suçluluk hissettikleri ve utanç duydukları için yaşadıkları sıkıntıları ifade edemezler. Kendilerinin uygun bir anne olmadıklarının düşünülmesinden endişe ederler. Doğum sonrası depresyon her kadının başına gelebilir. Bu, sizin iyi bir anne olmadığınız anlamına gelmez. Yaşadığınız sıkıntılara hem sizin hem de bebeğinizin maruz kalması şart değildir. Çünkü bu konuda yardım alabilir ve sorunlarınızı çözebilirsiniz

​

  • Reklamda değilsiniz, mükemmel olmaya çalışmayın. Kendinizden beklentileriniz makul olsun. Ev işlerine yetişemediginiz ile ilgili fazla kaygılanmayın. Amaç minimum ev işi olmalı, kendinize bir ya da iki ev işinden fazlasını koymayın. Ağırdan alın, bazen tek bir odayı toplamak ya da süpürmek bile yeterince ev işi yapmaktır. Sütünüz yetmiyorsa ek gıda vermekten çekinmeyin. Mümkün olduğunca hayatı kendinize kolaylaştırın. Ev alışverişlerini internetten yapın, yemek hazırlamak yerine sağlıklı hafif atıştırmalıklar yiyin.

​

  • Eşinizden, ailenizden ve/veya arkadaşlarınızdan bebeğin bakımı ve ev işleri yada alışverişi konusunda yardım istemekten çekinmeyin. Çevrenizde size yardım edebilecek yakınlarınız yok ise bir yardımcı tutun. Yardım istemek anneliğinizi ya da ev hanımlığızı azaltmaz, sizi yetersiz yapmaz. Sizin bebeğiniz için daha iyisini istediğinizi gösterir.

 

  • Dinlenmek için kendinize izin verin. Bebek uyurken yarım kalan ev işlerini sıralamak yerine uyuyun. Uykunuzu kaçıracak çay, kahve, kola gibi gıdalardan uzak durun. Gece uykusunu biraz daha az bölünmüş uyuyabilmek için eşinizden en azından gecede bir kere sizin yerinize uyanmasını rica edin.

​

  • Dışarı çıkmasanız da kendinize ve kıyafetinize özen gösterin, hergün duş almaya gayret edin. Sağlıklı beslenin ve mümkün olduğunca hareket edin.

​

  • Kendinize vakit ayırın. Bakım veren olmak dışında bir aktiviteniz olsun, eskiden yapmaktan hoşlandığınız şeyleri yapın.

​

  • Stres yaratan ortamlardan uzak durun. Başkalarının dertleriyle (bebek bakımı gibi arkadaşlarının ortak dertleri ya da eşin ev dışındaki problemler hariç) mümkün olduğunca uğraşmayın. Unutmayın siz yeterince sorumluluk sahibisiniz.

​

  • Uzun süreli tek başınıza kalmamaya çalışın. Mümkün olduğunca arkadaşlarınızla dışarıda buluşmaya çalışın. Arkadaşlarınızla buluşamayacak da  olsanız dışarıda küçük bir yürüyüş yapın. Bebeğinizi birine emanet etmek sizi bencil bir anne yapmaz. Bebeğinizi bırakabileceğiniz birisi yoksa bebeğiniz ile birlikte çıkın.

​

  • Diğer annelerle konuşun, onların size uyabilecek çözüm yollarını öğrenin.

​

  • Artık ebeveyn olabilirsiniz ama karı-kocalıktan henüz istifa etmediğinizi aklınızda tutun. Eşinizle başbaşa kalabileceğiniz küçük kaçamaklar yaratın. Oksitosinin ayrıca her iki cinste de orgazm ile salınımı artmaktadır. Bir teoriye göre de daha çok seks yapan çiftelerde bağlanmanın daha derin olduğu öne sürülmüştür.

 

 

Unutmayın ancak siz mutlu ve sağlıklı olursanız, bebeğiniz mutlu ve sağlıklı büyüyebilir.

This site is intended to provide information about our services and to inform the public; it does not provide health services. It cannot be used for diagnosis or treatment of diseases. Diagnosis and treatment must be performed by a physician. The visitor is responsible for any consequences arising from the use of the site content for diagnostic or treatment purposes.

All rights to the articles on this site belong to Ayça Can Uz. According to the Law on Intellectual and Artistic Works, no part or all of these articles may be quoted or reproduced in any way without written permission.

OUR PRIVACY POLICY

  • LinkedIn
  • X
  • Instagram
  • Youtube
bottom of page