Hastalık Kaygısı Bozukluğu & Bedensel Belirti Bozukluğu

Yeni yayınlanan tanı psikiyatrik kitapçığı DSM-V’e göre artık Hipokondria Bozukluk ya da Hipokondriazis diye bir tanı bulunmamaktadır. Önceden Hipokondriazis olarak tanı konulan hastalar artık iki ayrı alt tanı grubuna ayrılmıştır;

  • Hastalık Kaygısı Bozukluğu

  • Bedensel Belirti Bozukluğu

 

Bedensel Belirti Bozukluğunda kişinin var olan birden çok ya da major vücut belirtilerini yanlış yorumlamasına bağlı olarak, ciddi bir hastalığı olduğuna dair devamlı düşünme ve korku duyma, yeterli tıbbi değerlendirme yapılmasına ve güvence verilmesine rağmen bu düşüncelerin yatıştıramama ile karakterize bir hastalıktır.

 

Hastalık Kaygısı Bozukluğunda ise kişinin hiç bedensel belirtisi yoktur ya da az sayıda zararsız bedensel belirtisi mevcuttur ve öncelikle “hasta olacağına dair endişeli düşüncelere” sahiptir.

Bir üçüncü tanı grubu da her iki tanının da konulamadığı Tanımlanmış veya Tanımlanmamış Diğer Bedensel Belirti Bozukluğu ve İlişkili Bozukluklardır.

 

Hipokondriazisi olan bireylerin, olmayanlara göre daha fazla doktora gitmesi, daha fazla tetkik yaptırması ve daha fazla operasyon geçirmesi kişinin kendisi için olduğu kadar, toplum için de oldukça maliyetli bir durumdur. Var olan sağlık güvencesi ile sık tetkik ve muayene hipokondriayak kişinin kaygısının azalması sağlar gibi duruken, uzun vadede bozukluğun sürekli hale gelmesine katkıda bulunmaktadır. Ayrıca  bu durum sağlık alanında, tıbbi kaynakların lüzumsuz kullanımına ve ihtiyacı olan diğer hasta gruplara verilen hizmetin kısıtlanmasına neden olmaktadır.

 

Her türlü kaygı doğru kullanıldığında işlevseldir ve yaşamın devamı için gereklidir.  Ancak şiddetli sağlık kaygısında, zararsız bedensel duyumların  tetiklediği kaygı işlevsel olmayan boyutlara ulaşır. Hatta tıbbi müdahaleye sık maruz kalma sonucu ikincil rahatsızlıkların bile ortaya çıkması ile sonuçlanabilir.

Bedensel Belirti Bozukluğunun belirtileri nelerdir?
  • Herkesin rahatsızlık duyabileceği özgül veya genel bedensel belirtiler veya şikayetlerin uzun süreli (en az  6 ay, süreklilik şart değildir) bulunması (en sık şikayet ağrıdır)

  • Şikayetlerin herhangi bir tıbbi hastalık ile ilişkilendirilmemesi veya var olan bir hastalık varsa bile şiddetini açıklamaması

  • Sürekli geçmeyen tek belirti, birden çok aynı anda belirti ya da zaman içinde değişen belirtilerin varlığı

  • Muhtemel hastalıkla ilgili aşırı endişelenme

  • Bedensel herhangi bir duyumu (ör:midesinin guruldaması) veya önemsiz bir belirtiyi  (Ör:ufak bir kızarıklık) muhtemel ciddi hastalık ile ilişkilendirme

  • Ortada destekleyici bir durum olmamasına rağmen şikayetlerinin tıbbi ciddiyetinden kaygılanma

  • Şikayetlerini zararlı, vücudunun işleyişini bozacak veya yaşamını tehtid edecek şeklinde yorumlama

  • Uygulanan tetkik, muayene ve tedavileri yetersiz bulma

  • Günlük fiziksel rutin ve aktivitelerin tanı konulamayan hastalık nedeniyle bedenine zarar vereceğinden korkma

  • Bedenini anormallik var mı diye devamlı gözden geçirme

  • Doktorun ikna çabalarına veya negatif test sonuçlarına rağmen ciddi bir rahatsızlığı olmadığına inanmama ve rahatlayamama, henüz saptanmamış ciddi bir hastalığı olduğuna inanma

  • Uygulanan tedaviye cevap vermeme

  • Tedavi ve ilaçların yan etkilerine çok hassas olma

  • Var olan şikayet veya şikayetlerle ilişkili olamayacak kadar işlevselliğin bozulması

 

Bu hastalığa sahip olan kişiler bedensel şikayetlerini olduğundan daha şiddetli yaşarlar. O kadar bedenlerine odaklanırlar ki normal olan duyumları bile anormal olup olmadığı üzerine düşünür hale gelirler. Herkeste olan normal duyumları bile çarpıtarak paniğe kapılabilirler.

 

Bedensel Belirti Bozukluğu ne sıklıkta ve kimlerde görülür?

DSM-V tanı kitapçığı ile ilgili değişiklikler nedeniyle Bedensel Belirti Bozukluğunun toplumda görülme sıklığı Hastalık Kaygısı Bozukluğunda olduğu gibi bilinmemektedir. Ancak eski tanısal adlandırma olan Hipokondriasis ile ilgili veriler  %4-6 oranında toplumda görüldüğünü göstermektedir. Kadın ve erkek bu hastalıktan eşit olarak etkilenir. Belirtiler herhangi bir yaşta başlayabilse de en sık 20 ila 30 yaşları arasında görülnektedir. Sosyal statü, eğitim düzeyi, medeni durum ile ilişkili görünmemektedir.

Bu hastalık yakınmaları, özellikle tıp öğrencilerinin ilk 2 yılında yaklaşık %3 oranında ortaya çıkmakla beraber bu durum genellikle geçicidir.

Bedensel belirti bozukluğu, bazen özellikle depresif bozukluklar ve anksiyete bozuklukların dahil olduğu başka ruhsal rahatsızlıkların farklı bir türü olarak karşımıza çıkar.

 
Bedensel Belirti Bozukluğunun risk faktörleri nelerdir?
  • Kaygı veya depresyonu olmak

  • Mevcut genel tıbbi bir rahatsızlığı olmak ya da iyileşiyor olmak

  • Tıbbi bir hastalık için yüksek riskli grupta olmak (genetik aile hikayesi)

  • Önemli bir yaşam olayının stresini yaşıyor olmak

  • Çocukken istismar hikayesi

  • Yakınında tıbbi bir durumla ilgili medikal bir yetersizlik yaşanması

  • Düşük eğitim ve sosyoekonomik düzey

 

Bedensel Belirti Bozukluğu neden görülür?

Sosyal öğrenme modeline göre Bedensel Belirti Bozukluğu, kişi beden belirtileri ile başa çıkamadığı veya çözülemeyeceğini düşündüğü sorunlarla karşılaştığında hasta rolünü oynayabilme beklentisi olarak görülür. Hasta rolü kişiye bir kaçış imkanı verir. Bu şekilde hasta olağan görev ve sorumluluklarından muaf tutulduğu gibi, zarar verici zorunluluklardan kaçınmasına ve beklenmedik zor işleri ertelemesine izin verilir.

Psikodinamik yaklaşıma göre,  insanlara yönelik saldırgan ve düşmanca isteklerini kendi bedenine yönlendirerek basit  fiziksel yakınmalar ya da hasta olma korkusu yaşarlar. Hastalık kaygısı bozukluğu olan hastaların öfkesi, hipokondriasis hastalarında olduğu gibi geçmiş hayal kırıklıkları, reddedilmeler ve kayıplardan köken alır. Benzer şekilde, hastalık korkusu suçluluk hissine karşı bir savunma olabilir. Olmasından korkulan hastalık doğuştan beri kötü olduğu duygusu ile cezalandırma ya da geçmişteki gerçek veya hayali hataların sonucu olarak bedel olarak görülebilir.  Hastalık korkusu ayrıca düşük özsaygının yansıması ve kendisiyle aşırı uğraşmanın bir işareti olarak da görülebilir. Kişinin korktuğu hastalık veya sıklıkla sorun yaşadığı organ, aynı zamanda bilinçdışı çatışmaların bir sembolü olabilir. 

Bedensel şikayetleri olan insanların genellikle duygularına farkındalıkları azdır. Çoğunlukla hiçbir olumsuz adlandırılan duygularının farkında olmazlar hatta bastırırlar. Olumsuz duyguların kötü olduğu olduğuna dair farklı şemalrdan kaynaklanan inanışları vardır. Bir olayla ilgili olumsuz bir duygu zayıflık, güçsüzlük anlamına gelebilir. Ya da olumsuz duygu ile bir sorumluluğunu yapmak suçluluk duyulmasına neden olabilir. Duygu olmadan olayların taşınması gerektiği için duygularını bastırmaya çalışırlar. Ben  her duygunun aynı zamanda da bir enerjisi olduğuna inanırım. Fizik kurallarına göre enerji kaybolmaz sadece daha statik hale dönüşür.  Dışa vurulamayan ve içe atılan olumsuz duygular da benim görüşüme göre vücutta negatif enerji ile şikayete neden oluyorlar.

Bazen de kişi duygularının farkındadır ama hayır diyemez, kişisel sınırları net değildir. Sıkıntı duymasına ve mutsuz olmasına rağmen, rica edilen işi yapma zorunluluğu da benim de klinikte sıkça gördüğüm gibi bedensel şikayetlere neden olabilmektedir.

Genetik ve biyolojik açıklamaya göre ise bu kişilerin ağrı eşiklerinin düşük olduğu öne sürülmektedir. Aile de Bedensel Belirti Bozukluğunun sık görülmesi genetik bir yanın da olduğunu düşünmektedir.

Kişinin geçmişinde ebeveyneleri ile olan deneyimleri de önemlidir. Çocukken kendisinde ya da yakınında deneyimlenen bir hastalık ile ilgili tanı konulamaması ya da etkin tedavi edilememesi  sağlık çalışanlarına güveni bozabilir. Sağlıkla ilgili aşırı kaygılı olan ebeveynler ile büyümek ve kendi sağlıkları veya çocuklarının sağlığı ile ilgili aşırı endişeli tutumlar sağlıkla ilgili işlevsel olmayan düşünceler oluşturabilir. Sonraki tetikleyici olaylarda bu deneyim ve düşünceler aktive olur ve olumsuz otomatik düşüncelerin oluşumuna hizmet eder .

Bedensel Belirti Bozukluğunun tanısı nasıl konulur?

Bedensel belirti bozukluğu için DSM-V'te yer alan temel tanı ölçütü,  hastanın fiziksel belirtiler veya duyumları yanlış yorumlamasına bağlı ciddi bir hastalığı olduğu hakkındaki yanlış inanışı ile ilgili  zihinsel olarak meşgul olmasıdır. Bu endişesi  en az 6 ay sürmeli ve tıbbi ve nörolojik muayenelerde herhangi patolojik bir belirti olmamalıdır. Bu inanış, bir sanrı yoğunluğunda değildir. Aksi halde sanrılı bozukluk tanısı konulur. Salt dış görünüşle ilgili bir  rahatsızlık hissi ile sınırlı değildir. Bu durumda  da beden dismorfik bozukluk tanısı daha konulur. Hastalık belirtileri, duygusal sıkıntı hissi yaratacak veya yaşamın önemli alanlarında işlevsellikte bozulmaya neden olacak ölçüde yoğundur. Kişide belirgin stres yaratarak kişinin günlük hayatını olumsuz etkiler. Bazen içgörüsü zayıf hastalarda kişi hastalıkla ilgili kaygılarının aşırı olduğunu fark edemeyebilir.

Bedensel belirti bozukluğu diğer tibbi durumlardan ayırt edilmelidir. Bir belirtinin psikolojik olup olmadığına karar vermeden önce kesinlikle ilgili dal uzmanı tarafınca muayene edilmiş, gerekli test ve tetkikler yapılmış olmalıdır. Var olan bir psikiyatri dışı tanı varsa yeterli süre, yeterli tedavi verilmiş olmalıdır. Bu hasta grubunun sıklıkla gerçekten tanısı konulmuş bir hastalığı vardır. Ancak genellikle tedaviye de dirençli olduklarından çok sayıda ilaç kullanımı söz konusudur. Bedensel Belirti Bozukluğu olan hastalar ilaçlara da daha hassas olup, daha sık yan etki çıkardıklarından, terapileri sırasında ilaçlar konusunda da destek alabilecekleri bir psikiyatr tarafından takibe alınmaları hastayı da çifte  güvende olduğu hissi ile rahatlatır. Psikiyatrın aynı zaman da bir hekim de olarak hikayeyi dinlemesi ve kaygıyla uyumsuz yeni bir belirti çıktığında ayırd ederek ilgili dal doktoruna yönlendirmesi hem gereksiz tetkiklerden koruyacak hem de lüzum halinde tanı konulabilmesini hızlandırır.  

Bu hastaların tahmini olarak %80'inde ek olarak depresyon  ve anksiyete bozuklukları vardır. Bedensel belirti bozukluğu tanı ölçütünü karşılayan hastalar, bu diğer bozuklukların bedenselleştirici (somatize edici) alt tipi de olabilir.

 

Bedensel Belirti Bozukluğunun seyri nasıldır?

Bu bozuklugun gidişi genellikle dönemseldir. Yıllar sürebilen uzun süreli sessizlik dönemleri olur. Bedensel belirtilerin alevlenmesi ile psikososyal stresörler arasında açık bir ilişki bulunmaktadır. Çalışmalara göre hastaların üçte biri ile yarısında belirgin düzelme görülmektedir. Bu bozukluğa sahip çocukların çoğu geç ergenlik veya erken erişkinlik döneminde düzelir.

İyi prognoz göstergeleri:

  • Yüksek sosyoekonomik düzey

  • Tedaviye yanıt veren eşlik eden kaygı veya depresyonun varlığı

  • Belirtilerin ani başlaması

  • Kişilik bozukluğunun bulunmaması

  • Psikiyatri dışı genel tıbbi bir durumun olmaması

ile ilişkilidir.

 

Bedensel Belirti Bozukluğu tedavi edilmezse ne olur?
  • ​Günlük hayatını idame ettirmekte güçlük, fiziksel iş görmezlik hali olur.

  • Genel sağlık durumu ve hayat kalitesi düşer.

  • Sık doktor randevuları ve fiziksel gerilik nedeniyle sık izin alma veya işe gelememe, iş performansında düşme hatta iş kaybı , bazen işin sağlığına zarar vereceği korkusu ile işten gönüllü ayrılma da görülebilir.

  • Sorumluluklarını yerine getirememesi hatta yük olmasından  dolayı  aile ve arkadaşları ile ilgili ilişki sorunları yaşanır.

  • Sağlıkla ilgili endişelerinin kontrolden çıkması ile gelişen strese bağlı Hastalık Kaygısı Bozukluğu, Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Depresyon gibi başka psikiyatrik rahatsızlıklar gelişir.

  • Eşlik eden depresyona bağlı artmış intihar riski vardır.

  • Aşırı tıbbi yardım kullanılmasından ötürü maddi zorluklar yaşanır.

 

Bedensel Belirti Bozukluğu nasıl tedavi edilir?

Bedensel belirti bozukluğunda tedavinin birincil amacı hastanın gündelik hayattaki işlevselliğini artması, ikincil amaç var olan şikayetlerinin şiddetinin azalmasıdır. Hastaların çoğunluğu genellikle psikiyatrik tedaviye dirençlidir, doktorları ya da yakınları tarafından güçlükle ikna edilirler. Bir psikiyatriste gitmenin, şikayetlerini kafadan uyduruyor olma olarak görülmesinden rahatsız hissederler. Dirençli hasta grubunda  tedavinin tıbbi uygulamalar içinde olması, stres azaltmaya ve kronik hastalıklarla mücadele etmeye yönelik psikoeğitime odaklanılması psikiyatrik tedaviyi kabul etmelerini kolaylaştırabilir.

Bu hastalar, kısmen destek sağlaması ve grup içindeki sosyal etkileşimin kaygılarını azaltması nedeniyle grup psikoterapisinden sıklıkla yararlanırlar. Bireysel içgörü odaklı psikoterapi, bilişsel davranışçı terapi ve hipnozdan da fayda görürler. Sık ve düzenli programlanmış fizik muayeneler, hastaların hekimleri tarafından terk edilmedikleri ve yakınmalarının ciddiye alındığı konusunda güven vermesi bakımından yararlıdır.

Bilişsel Davranışçı Terapi ile kazanacaklarınız:

  • Ciddi bir tıbbi hastalıkla ilgili gerçek korkularınızı ve yanlış inançlarınızı saptarsınız.

  • İşlevsel olmayan ve sizi zora sokan düşüncelerinizi değiştirerek bedensel belirtilerinizi farklı şekilde algılamayı öğrenirsiniz.

  • Kaygı ve diğer olumsuz duyguların sizi ve davranışlarınızı nasıl etkilediğini daha iyi fark edersiniz.

  • Kaygı ve stres ile başetme ve tolere edebilme becerileri geliştirirsiniz.

  • Bedensel belirtileriniz nedeniyle kaçındığınız eylem ve durumları azaltırsınız.

  • Bedeninizi sürekli hastalık belirtisi olup olmadığı ile ilgili tarama alışkanlığı ve çevrenizden güvence alma davranışınızı sonlandırırsınız.

  • Evde, işte, ilişkilerinizde işlevselliğinizi ve belirtiler nedeniyle yaşadığınız kayıpları yeniden kazanırsınız.

  • Eşlik eden veya altta yatan depresyon veya kaygı bozukluğu gibi bir rahatsızlığınız varsa, düzelme şansı yakalarsınız.

 

İnvazif tanı ve tedavi yöntemleri yalnızca nesnel kanıtların varlığı durumunda uygulanmalıdır. Aksi halde zaten yan etki çıkarmaya meyilli olan bu hasta grubunda komplikasyonlara bağlı gerçek yeni belirtilerin gelişmesi kaçınılmazdır. Genel tıbbi durumunu takip eden doktoru ile psikiyatr birbiriyle iletişim halinde olmalı ve  mümkünse hastayı daha fazla strese sokacak çelişkili veya rastlantısal fizik muayene bulgularını dile getirmekten kaçınmalıdırlar.

Altta yatan ya da eşlik eden anksiyete bozukluğu veya depresyon gibi  ilaca yanıt veren durumlarda, farmakoterapi (ilaçla terapi) uygulanması bedensel belirti bozukluğunu da hafifletir. Bedensel belirti bozukluğu diğer ruhsal bozukluklara ikincil olarak geliştiği zaman, öncelikle söz konusu olan bozukluk kendi kuralları içinde tedavi edilir. Bu bozukluk geçici durumsal bir tepki olarak ortaya çıkıyorsa, kişinin hastalık davranışını pekiştirmeden ve hasta rolünü altta yatan sorununa çözüm yolu olarak kullanmasına izin vermeden hastanın mevcut sorunla başa çıkmasına yardımcı olunur.

Psikiyatride Farmakoterapi (İlaç tedavisi) hakkında bilgi almak için tıklayınız...

Bedensel Belirti Bozukluğu

 
 
 
 
 
 
 
 
 

Psikiyatrınız ile olan ilk muayenenize hazırlanabilmek için:

  • Belirtilerinizi zaman sıralamasına göre liste halinde yazın. Her birinini zaman içinde seyrini, tedaviye yanıtını, hayatınızı ne kadar etkilediğini not alın.

  • Şimdiye kadar yapılmış tüm tetkik sonuçlarınızı, yatışınız olduysa epikriniz notunuzu, sizi yönlendiren bir doktor varsa kliniğinizi anlatan referans mektubunu  dosyalayın.

  • Travmatik yaşantılarınızı, mevcut stres faktörlerinizi yazın.

  • Psikiyatri dışında tüm tıbbi özgeçmişinizde olan hastalık, ameliyat ve allerjilerinizi listeleyin.

  • Mevcut olarak kullandığınız tüm ilaç, vitamin ve besin desteklerini  dozları ve kullanım sıklıkları ile yazın.

  • Psikiyatrınıza sormak istediğiniz tüm soruları not alın.

  • Hikayenizi bilen güvendiğiniz bir yakınınıza unttuğunuz şeyleri size hatırlatması ve size destek olması için yanınızda gelmesini rica edin.

Sağlıkla ilgili kaygılarınız varsa bozukluk boyutuna gelmesine engel olmak için yapabilecekleriniz:

  • Tanısı konulmuş bir hastalığınız varsa sizi takip eden dal uzmanı doktor ile, güvenilir bilgi edinmek, endişelerinizi paylaşmak ve güven ilişkisi kurabilmek için düzenli aralıklarla muayenelerin olduğu bir takip programı belirleyin.

  • Aynı rahatsızlık için birden çok doktordan takip edilmeyin. Hayatı bir tehlike olmadığı sürece acil servis başvurusu yapmayın.

  • Sizi takip eden doktor ile tetkik ve başka uzman muayeneleri için akla yatkın bir limit belirleyin. Aynı testi iki kere yaptırmayın.

  • Herhangi bir şekilde hayatınızda endişenizi kontrol etmekte zorluk çekiyorsanız, anksiyete bozukluğunuz varsa  mümkün olduğunca çabuk durumunuz kötüleşmeden bir psikiyatrdan yardım alın.

  • Stresli hissettiğinizde, stresin vücudunuzu nasıl etkilediğini fark edin. Her duygunun bedensel bir eşlikçisi vardır, mutluluğun bile. Ancak hoşumuza giden duygularda anı yaşarken bedenimize odaklanmayız. Ancak olumsuz duygular yaratan olaylarda, duygudan kaçınabilmek amacıyla farkında olmadan bedenimize odaklanabiliriz. Duygularınızla bedeninizde gelişen bedensel değişiklikleri fark edin. Duygularınızı tanıyın ve isimlendirin. Stresinizi yönetmeyi ve rahatlama yöntemlerini öğrenin. 

  • Fiziksel ve sosyal olarak aktif kalmaya gayret edin. Spor yapın. Her türlü aktivite duygudurumunuzu yükseltirken kaygınızı azaltır ve fiziksel olarak sizi kuvvetlendirir.

  • Mümkün olduğunca hasta psikolojisine girmeyin, işinize gitmeye gayret edin.

  • Bağımlılık yapıcı maddeler ve alkolden uzak durun. Kullanıyor iseniz bırakmak için psikiyatrınızdan yardım isteyin.

  • Psikiyatrınızın önerdiği tedavi programına (ilaçlar ve düzenli terapi) hem düzelmek hem de yinelemeleri önlemek için sıkı sıkıya uyun.

  • İnternetten sağlık araması yapmayın. İnternette bir bilginin arama motorunda yukarı çıkabilmesi için sık tıklanması yani magazinsel olması gerekir. Magazinsel değeri olan sağlık haberleri doğru bilgi içermediği gibi ilgi çekmek için karamsar içeriğe de sahiptir. Hasta hikayesi olarak sunulan yazılar bile eksik bilgi içerir. Hastalık yoktur, hasta vardır. Herkesin durumunun kendine özel olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. İnternet taraması sizi daha çok kaygılandırmaktan başka işe yaramaz. Sizi kaygılandıran merak ettiğiniz konuları, bir sonraki muayenede sormak için not alın. Gerçekten hayati olduğunu düşünüyorsanız doktorunuzla iletişim kurun. Doktorunuza ulaşamadığınızda ya da çok önemli olamadığını düşünüp rahatsız etmek istemediğinizde, doğru bilgi alabileceğiniz kaynak öğrenin.

 
 

Hastalık Kaygısı Bozukluğu

Hastalık Kaygısı Bozukluğunun belirtileri nelerdir?

 

  • Ciddi bir hastalığı veya sağlık sorunu olduğuna dair sürekli zihinsel uğraş

 

  • Bedensel herhangi bir duyumu (ör:midesinin guruldaması) veya önemsiz bir belirtiyi  (Ör:ufak bir kızarıklık) ciddi bir rahatsızlığı olduğu ile ilişkilendirme

 

  • Sağlık durumu ile ilgili kolayca alarm olma hali

 

  • Doktorun ikna çabalarına veya negatif test sonuçlarına rağmen sağlıklı olduğuna inanmama ve rahatlayamama

 

  • Özel bir hastalıkla ilgili aşırı endişelenme

 

  • O hastalıkla ilgili rahatlasa bile zaman içinde kaygısını başka bir hastalığa yönlendirme

 

  • Ailede görülen bir hastalık varsa görülme riski üzerine endişelenme

 

  • Başına gelirse baş edemeyeceğini düşündüğü hastalıklarla ilgili, o hastalığa sahipmiş gibi düşünüp üzüntü duyma

 

  • Sürekli vücudunu herhangi bir hastalık belirtisi olup olmadığı ile ilgili gözden geçirme

 

  • Güvence alabilmek için sık sık doktora gitme veyaa sık test yaptırma

 

  • Ciddi bir hastalık tanısı konulacağından korkup hiç doktora gitmeme veya check up yaptırmama

 

  • Herhangi bir hastalık kapacağı ya da kaza geçireceği korkusu ile insanlardan, bazı mekanlardan veya faaliyetlerden kaçınma

 

  • Sürekli sağlığı ve olası hastalıklarla ilgili konuşma

 

  • Sık sık internetten var olduğunu düşündüğü belirtilerin nedenlerini araştırma veya korktuğu hastalıklar ilgili okuma. Buldukları bilgilerden (ya da yanlış bilgilerden) en kötü sonucu çıkarma

 

 

 

Hastalık Kaygısı Bozukluğu ne sıklıkta ve kimlerde görülür?

 

DSM-V tanı kitapçığı ile ilgili değişiklikler nedeniyle Hastalık Kaygısı Bozukluğunun toplumda görülme sıklığı bilinmemektedir. Ancak eski tanısal adlandırma olan Hipokondriasis ile ilgili veriler  %4-6 oranında toplumda görüldüğünü göstermektedir. Bunların bir kısmı tabiki Bedensel Belirti Bozukluğudur.  Diğer bir araştırmaya göre, genel nüfusta insanların %15'e yakını hasta olacaklarına ve aciz duruma düşeceklerine dair endişe duymaktadır. Bu bozukluğun tanısının yaşlı kişilerde gençlere göre daha sık konulması beklenebilir. Irk, cinsiyet, sosyal statü, eğitim düzeyi ve medeni durum ile ilişkili görülmemiştir. Hastalık Kaygısı Bozukluğunun genellikle erken ya da geç orta yaşta başlar ve yaşla birlikte durum ağırlaşır. Sıklıkla ileri yaşta Hastalık Kaygısı Bozukluğu olan kişilerin endişelerinin odağı hafızanın kötüleşmesi ve bunama ile ilgilidir.

 

 

Hastalık Kaygısı Bozukluğunun risk faktörleri nelerdir?
  • Önemli bir yaşam olayının stresini yaşıyor olmak

  • Ciddi bir hastalık şüphesi ile takip edilip altından basit bir sağlık sorunun çıkmış olması

  • Çocukken istismar hikayesi

  • Çocukken ciddi bir hastalık geçirmiş olmak

  • Çocukken ebevenlerinden birinin ciddi bir hastalık yaşamış olması

  • Endişeli kişilik örgütlenmesi

  • Sağlık konusuyla ilgili yoğunlaşmış aşırı internet kullanımı

 

Hastalık Kaygısı Bozukluğu neden görülür?

 

Tam olarak nedeni bilinmemektedir. Bedensel belirti bozukluğu için düşünülen sosyal öğrenme modeli bu hastalık için de uygulanabilir. Bu bağlamda, hastalık korkusu, aslında hastayı gündelik hayatın içinde başa çıkılamaz ve çözülemez gibi görünen sorunlarıyla yüzleşmemek için hasta rolünü oynayabilme beklentisi olarak görülür. Böylelikle olağan görev ve zorunluluklarından kurtulmak için bir kaçış imkânı bulur.

 

Psikodinamik yaklaşıma göre,  insanlara yönelik saldırgan ve düşmanca isteklerini kendi bedenine yönlendirerek basit  fiziksel yakınmalar ya da hasta olma korkusu yaşarlar. Hastalık kaygısı bozukluğu olan hastaların öfkesi, hipokondriasis hastalarında olduğu gibi geçmiş hayal kırıklıkları, reddedilmeler ve kayıplardan köken alır. Benzer şekilde, hastalık korkusu suçluluk hissine karşı bir savunma olabilir. Olmasından korkulan hastalık doğuştan beri kötü olduğu duygusu ile cezalandırma ya da geçmişteki gerçek veya hayali hataların sonucu olarak bedel olarak görülebilir.  Hastalık korkusu ayrıca düşük özsaygının yansıması ve kendisiyle aşırı uğraşmanın bir işareti olarak da görülebilir. Kişinin korktuğu hastalık veya sıklıkla sorun yaşadığı organ, aynı zamanda bilinçdışı çatışmaların bir sembolü olabilir. 

 

Kişinin geçmişinde ebeveyneleri ile olan deneyimleri de önemlidir. Örneğin, belirli bir hastalık sonucu ölen ebeveyn nedeniyle o hastalığın kendisinde gelişeceği korkusu, çocuk için bir uyaran olabilir. Ya da çocukken kendisinde ya da yakınında deneyimlenen bir hastalık ile ilgili tıbbi yetersizliklere maruz kalınması sağlık hakkında işlevsel olmayan düşünceleri ortaya çıkarabilir. Sağlıkla ilgili aşırı kaygılı olan ebeveynler ile büyümek ve kendi sağlıkları veya çocuklarının sağlığı ile ilgili aşırı endişeli tutumları yine işlevsel olmayan düşünceleri oluşturabilir. Sonraki tetikleyici olaylarda bu düşünceler aktive olur ve olumsuz otomatik düşüncelerin oluşumuna hizmet eder . Genel olarak fiziksel belirtilere hem kendi yaşantımızda hem de çevremizde çok yaygın olarak rastladığımızdan, herhangi bir tetikleyici bu bireylerde yeniden işlevsel olmayan sağlık kaygısının ortaya çıkmasına katkıda bulunacaktır.


 

Hastalık Kaygısı Bozukluğu tanısı nasıl konulur?

 

Hastalık kaygısı bozukluğunun DSM-V'te yer alan temel tanı ölçütü, bedensel bir belirti olmamasına ya da varsa bile ağır olmamasına karşın, ciddi bir hastalığı olduğunu ya da olacağına dair yanlış inanışla ilgili hastalarda zihinsel meşguliyetin olmasıdır. Bu endişesi  en az 6 ay sürmeli ve tıbbi ve nörolojik muayenelerde herhangi patolojik bir belirti olmamalıdır. Bu inanış bir sanrı yoğunluğunda olmamalıdır. Sadece dış görünüşle ilgili rahatsızlık hissi ile sınırlı olmamalıdır (o durumda beden dismorfik bozukluk tanısı daha uygundur). Hastalıkla ilgili kaygı, hastanın hayatında yoğun sıkıntı yaratıp, yaşamın önemli alanlarında işlevsellikte bozulmaya neden olmalıdır.

 

Hastalık Kaygı Bozukluğu’nun iki tipi vardır; bu hastalığa sahip bazı kişiler sık sık doktora giderken (bakım arayan tip), bazıları gerekli hallerde bile gitmezler (bakımdan kaçan tip). Hastaların büyük çoğunluğu bakım arayan tiptir.

 

Hastalık kaygısı bozukluğu diğer tibbi durumlardan ayırt edilmelidir. Maalesef bu hastalar zaman içinde genellikle "kronik yakınmacı' olarak etiketlenirler ve umursanmazlar. Ayrıntılı tıbbi değerlendirmeleri bu nedenle yapılmayabilir. Bu nedenle psikiyatrın aynı zaman da bir hekim de olarak hikayeyi dinlemesi ve eksik olduğunu düşündüğü tetkik ve muayeneler var ise hastayı yönlendirmesi yerinde olacaktır.

 

Hastalık kaygısı bozukluğu olan hastalar ile bedensel belirti bozukluğu olan hastaları birbirinden ayıran temel nokta, hastalık kaygısı bozukluğunda endişe belli bir hastalığa sahip olmaya yönelik iken, bedensel belirti bozukluğunda endişe daha çok var olan belirtilere yöneliktir.  Ancak her ikisi endişe de, değişken derecelerde her iki hastalıkta da bulunabilir. Hastalık kaygısı bozukluğuna sahip hastalar, bedensel belirti bozukluğuna sahip hastalara göre daha az belirtiden yakınır. Bedensel belirti bozukluğu genellikle 30 yaşından önce başlar, ancak hastalık kaygısı bozukluğunun başlangıç yaşı daha az özgüldür.

 

Hastalık Kaygısı Bozukluğu tedavi edilmezse ne olur?
  • Sağlıkla ilgili aşırı endişeler çevresindekilerin hem devamlı aynı şeyleri dinlemekten ötürü sinirlerini bozduğundan hem de eşlik etmeleri veya sürekli rahatlamya çalışmalarından dolayı kendi hayatlarına da engel olduğundan, aile ile ve arkadaşlarıyla ilgili ilişki sorunlarına neden olur.  

  • Sürekli doktor randevuları ve tekrarlayan testler nedeniyle işten sık izin alma veya işe gelememe nedeniyle iş performansında düşme yaşanır.

  • Günlük hayatını idame ettirmekte güçlük çeker.

  • Aşırı tıbbi yardım kullanılmasından ötürü maddi zorluklar yaşanır.

  • Sağlıkla ilgili endişelerinin kontrolden çıkması ile gelişen strese bağlı Bedensel Belirti Bozukluğu Yaygın Anksiyete Bozukluğu, Depresyon gibi başka psikiyatrik rahatsızlıklar gelişir.

Hastalık Kaygısı Bozukluğu nasıl tedavi edilir?

 

Hipkondriazis tedavisinde kaygı bozukluklarında kullanılan bilişsel davranışçı terapi (BDT) kullanılmaktadır. Bu teknikler psikoeğitim; olumsuz otomatik düşüncelerin ve rasyonel açıklamaların kaydı için günlük tutulması; belirtilerin gelişiminin izlenmesi için davranışsal deneylerin yapılması; bedensel kontrol ve güvence arayışı ile ilgili tepki engellemesi; yakın çevrenin güvence vermeyerek tedavi sürecine katılımı; ve kişinin hastalıkla ilişkili durumlara maruz bırakılması basamaklarını içermektedir.

 

Yakın zamana kadar şiddetli sağlık kaygısının bir tedavisi olmadığı kabul edilmesine rağmen, BDT’nin etkili olduğunu kanıtlayan birçok araştırma yapılmıştır. Ayrıca araştırmacılar BDT’nin etkilerinin 3 ila 12 aylık zaman zarfında kişiler için koruduğunu tespit etmişlerdir.

Sağlıkla ilgili kaygılarınız varsa Bozukluk boyutuna gelmesine engel olmak için yapabilecekleriniz:

 

  • Herhangi bir şekilde hayatınızda endişenizi kontrol etmekte zorluk çekiyorsanız, anksiyete bozukluğunuz varsa mümkün olduğunca çabuk durumunuz kötüleşmeden bir psikiyatrdan yardım alın.

  • Stresli hissettiğinizde, stresin vücudunuzu nasıl etkilediğini fark edin. Her duygunun bedensel bir eşlikçisi vardır, mutluluğun bile. Ancak hoşumuza giden duygularda anı yaşarken bedenimize odaklanmayız. Ancak olumsuz duygular yaratan olaylarda, duygudan kaçınabilmek amacıyla farkında olmadan bedenimize odaklanabiliriz. Duygularınızla bedeninizde gelişen bedensel değişiklikleri fark edin. Duygularınızı tanıyın ve isimlendirin. Stresinizi yönetmeyi ve rahatlama yöntemlerini öğrenin.  

  • Psikiyatrınızın önerdiği tedavi programına (ilaçlar ve düzenli terapi) hem düzelmek hem de yinelemeleri önlemek için sıkı sıkıya uyun.

  • Psikiyatrınız ile tetkik ve başka dal uzmanı muayeneleri için akla yatkın bir limit belirleyin. Aynı testi iki kere yaptırmayın.

  • İnternetten sağlık araması yapmayın. İnternette bir bilginin arama motorunda yukarı çıkabilmesi için sık tıklanması yani magazinsel olması gerekir. Magazinsel değeri olan sağlık haberleri doğru bilgi içermediği gibi ilgi çekmek için karamsar içeriğe de sahiptir. Hasta hikayesi olarak sunulan yazılar bile eksik bilgi içerir. Hastalık yoktur, hasta vardır. Herkesin durumunun kendine özel olduğunu akıldan çıkarmamak gerekir. İnternet taraması sizi daha çok kaygılandırmaktan başka işe yaramaz. Sizi kaygılandıran merak ettiğiniz konuları, bir sonraki muayenede sormak için not alın. Gerçekten hayati olduğunu düşünüyorsanız doktorunuzla iletişim kurun. Doktorunuza ulaşamadığınızda ya da çok önemli olamadığını düşünüp rahatsız etmek istemediğinizde, doğru bilgi alabileceğiniz kaynak öğrenin.

 
 
 
 
 
 
 

Tanımlanmış veya Tanımlanmamış Diğer Bedensel Belirti Bozukluğu ve İlişkili Bozukluklar

 

Bu tanı, en az 6 ay süren ve bedensel belirti bozukluğu tanısı için tanı ölçütlerini tam karşılamayan bir ya da daha fazla açıklanamayan fiziksel belirtinin mevcut olduğu durumlarda kullanır. Bu belirtiler başka bir sağlık durumu, ruhsal durumla ya da madde kötüye kullanımı ile daha iyi açıklanamaz ve klinik açıdan belirgin bir sıkıntıya ve işlevsellikte düşmeye neden olurlar.  

Tanımlanmış veya tanımlanmamış diğer bedensel belirti bozukluğu olan hastalarda 2 ayrı belirti grubu görülebilir:

  • otonomik sinir sistemini içeren belirti grubu

  • yorgunluk veya güçsüzlük duyumlarını içeren belirti grubu

Bazı hastalar otonomik sinir sistemi tarafından kontrol edilen vücut işlevleri ile sınırlı belirtiler gösterirler. Bu durum 'Otonom Uyarılma Bozukluğu' olarak tanımlanır. Bu hastaların kardiyovasküler, solunum, gastroin testinal, ürogenital ve dermatolojik sistemlere ait yakınmaları vardır.

Diğer hastalar ise zihinsel ve fiziksel yorgunluktan, fiziksel güçsüzlük ve bitkinlikten ve de bu yakınmalar sonucunda günlük aktivitelerinin çoğunu yerine getirememekten yakınırlar.  Bu durum ‘Nevrasteni’ olarak tanımlanır. Nevrasteni; psikiyatrik, virolojik ve immunolojik etkenlerin sorumlu tutulduğu kronik yorgunluk sendromu ile örtüşebilir.

Tanımlanmamış diğer bedensel belirti bozukluğu kapsamında, yalancı gebelik ve diğer bedensel belirti bozukluklarının 6 aylık süre ölçütünü karşılamadığı durumlar vardır.

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.