Kişiler Arası Psikoterapi

(İnterpersonal Terapi- IPT)

Kişiler Arası Psikoterapi Nedir?

Kişiler Arası Psikoterapi (Interpersonal Therapy, IPT), Gerald Klerman ve  Myrna Weisman ve  tarafından orijinal olarak depresyon tedavisi için geliştirilmiş esnek yapılandırılmış ve kısa süreli psikoterapinin özel bir tipidir. IPT’ye göre depresyon klinik bir bozukluktur ve ‘hasta’ kimliği önemlidir. Kişiler arası psikoterapi, hastaları anlamak için ‘biyo-psiko-sosyal modeli’ kullanır.

 

Biyo-psiko-sosyal model Nedir?

Kişiler arası psikoterapiye göre, kişinin duygudurumu ile kişiler arası ilişkilerinde yaşadığı olaylar birbiriyle bağlantılıdır. Depresyona sebep olan ya da yatkınlık yaratan biyolojik (Biyo) ya da diğer psikolojik (Psiko) sebepleri göz ardı etmez ve depresyonu sosyal (Sosyal) bağlamda ortaya çıkan tıbbi bir rahatsızlık olarak nitelendirir.

Biyolojik Faktörler:

  • Yaş

  • Genetik

  • Cinsiyet

  • Madde Kullanımı

  • Tıbbi Hastalıklar

  • Tıbbi tedaviler

  • Diyet ve Egzersiz

 

Sosyal Faktörler:

  • Yakın Kişiler Arası İlişkiler

  • Sosyal Destek

  • İş durumu

  • Eğitim

  • Sağlık ve Sosyal Güvenlik Durumu

  • İletişim

Psikolojik Faktörler:

  • Bağlanma

  • Kişilik

  • Mizaç

  • Savunma Mekanizmaları

  • Travma Hikayesi

  • Etiketlenme

  • Kültür

 

 

Kişiler Arası Psikoterapinin Hedefleri Nelerdir?

  • Günlük hayatta işlevselliğini engelleyen ve sorunun devamına da yardımcı olan, psikiyatrik hastalığına bağlı semptomların iyileşmesini amaçlar.

  • Kişiler arası ilişkilerin geliştirilmesi; hastanın kişilerarası ilişkilerini düzeltmesine ya da bu ilişkilerle ilgili beklentilerini değiştirmesine yardımcı olur.

  • Hastaların stresle baş etmelerini kolaylaştırmak için sosyal destek sistemlerini geliştirmelerine de yardımcı olmayı hedefler.

Tedavi sonlandırılırken amaç hastanın sorunlarının üstesinden gelmek için sahip olduğu öz kaynaklarını ve becerilerini kavramasına yardımcı olmak ve tedaviye ait kazanımlarını hastanın kendisine bağlamaktır.

 

Kişiler Arası Psikoterapi Nasıl Yapılır?

Depresyon, özellikle de sosyal desteğin az olduğu durumlarda ortaya çıkan yas, evlilik sorunları ve diğer kişiler arası ilişki sorunlarında ortaya çıkar. Geçmişteki değil şu andaki ilişkilere odaklanır. Danışanın bir veya iki, kişiler arası ilişki sorunlarını çözmesini hedefler.  Bilişsel özellikler tek tek ele alınmaz, kişiler arası ilişkiler üzerine olan etkilerine bakılır. Bu nedenle düşüncelerdeki çarpıtmalar direkt olarak hedeflenmez. Terapist ile hasta arasındaki aktarım, karşı aktarım incelenmez. Psikodinamik yönelimli terapilerin aksine, terapist aktiftir, yönlendirir, destekleyici ve iyimserdir. Ancak düzelmenin ana sorumlusu danışandır.

Kişilerarası psikoterapinin beş temel aşaması vardır:

1. Değerlendirme

2. Başlangıç görüşmeleri

3. Ara görüşmeler

4. Akut tedavinin sonlandırılması

5. Sürdürüm tedavisi

Değerlendirme görüşmesinde terapist standart bir görüşme yaparak hastanın kişiler arası psikoterapi için uygun olup olmadığına karar verir.

Başlangıç görüşmelerinin ilk seansında hasta depresyon, depresyonun kişiler arası etkileri, depresyonun tedavi edilebilir tıbbi bir rahatsızlık olduğu ve tedavinin amaçları konusunda eğitilir. Hastanın yaşamındaki önemli kişileri, bu kişilerle şu an ve geçmişteki ilişkilerinin ayrıntılarını öğrenmek için kişiler arası ilişkiler envanteri oluşturulur. Stressör yaşam olayı/değişikliğinden önceki ilişkileri ile ilgili bilgiler, bu olayla ilgili olay öncesinde yaşamındaki önemli kişilerden sosyal destek ile ilgili beklentileri, genel olarak hastanın ilişkilerinin ve iletişimlerinin doğası, ilişkilerinin tatmin edici olan ve olmayan yönleri ve bu ilişkileri ne şekilde değiştirmek istediği bu envanter sayesinde öğrenilir. Envanter tamamlandıktan sonra hasta ve terapist birlikte odaklanacakları bir veya iki sorunlu ilişki belirlerler. Sorun alanının hastanın mevcut depresif atağının başlaması ya da sürmesi ile en ilişkili olabilecek alan olmasına çalışılır. Terapist hastanın sorununu kişiler arası düzeyde çerçeveler ve bu sorunun dört sorun alanından hangisine nasıl  uyduğunu özel örnekler vererek gösterir.

Ara görüşmelerde terapist ve hasta belirledikleri sorun alanı üzerinde çalışırlar.

Akut tedavi sonlanımında, tedavi süresindeki kazanımlar gözden geçirilir, güçlendirilir, semptomların şiddetindeki değişim değerlendirilir ve depresyonun tekrarlaması durumunda yapılacaklar planlanır. Yapılan çalışmalar depresyon düzeldikten sonra kişiler arası psikoterapi ile sürdürüm tedavisinin sağlanmasının nüksün önlenmesine yardımcı olduğunu göstermiştir.

Sürdürüm tedavisinde aylık ya da daha geniş aralıklarla düzenlenen görüşmelerle kişiler arası işlevselliğin sürmesini sağlamak amacıyla takip görüşmeleri yapılır.

 

Kişiler Arası Psikoterapinin Odaklandığı 4 Sorun Alanı Nedir?

  • Yas ve Kayıp

Yas, özellikle hasta için önemli bir kişinin ölümü ile ilgili bir sorun alanıdır. Yas ve kayıp perinatal hastalarda da sıklıkla karşımıza çıkabilecek bir konudur. Kendileri için önemli başka birini kaybetmekten dolayı yasla ilgili belirtileri olabilir ya da yaşadıkları bir kaybın geç dönemde ertelenmiş yasını tutuyor olabilirler. Bir yas sorunu tedavinin odağı olduğunda terapistin hedefi hastanın yas tutma sürecini kolaylaştırmak, hastaya yaşamına devam etmesinde, yeni kişilerarası ilişkiler geliştirmesinde ve daha fazla sosyal destek temin edebilmek için mevcut ilişkilerini düzenlemesinde yardımcı olmaktır.

  • Kişiler Arası Rol Çatışması; eş, sevgili, çocuklar, anne baba, arkadaşlar, iş arkadaşları vs

Kişiler arası çatışmalar genellikle ya zayıf bir iletişimden ya da karşılıklı beklentilerin uyuşmamasından kaynaklanır. Özellikle ülkemizde geniş ailelerde hastalar birlikte yaşadıkları diğer aile üyeleriyle sorun yaşayabilirler. Bu noktada hem hastanın hem de eşinin evliliği nasıl algıladıkları, iş paylaşımı ile ilgili veya birbirlerine zaman ayırmak ile ilgili beklentilerini anlamak önemlidir. Eşin maddi-manevi desteği, diğer çocuklar da dahil olmak üzere ailedeki önemli kişilerin rolleri, tüm bu ilişkilerin rol değişimi öncesindeki ve sonrasındaki durumları değerlendirilir.

Terapide öncelikle hastanın iletişimi ve davranış örüntüleri incelenir. Çünkü öncelikli hedef hastaya iletişim şeklini düzenlemede yardımcı olmaktır. Karşılıklı iletişimin ayrıntıları iletişim analizi denilen teknikle öğrenilmeye çalışılır. Hastadan yakın zamanda yaşanmış bir tartışma üzerinden hem sözel hem de sözel olmayan tepkileri ayrıntısıyla anlatması istenir. Daha sonra hasta ile birlikte yaşadığı bu durumla başka nasıl başedebileceği, nasıl farklı iletişime geçebileceği ile ilgili yollar bulunmaya çalışılır. Beyin fırtınası yapılır ve bu farklı olasılıkların olumlu ve olumsuz tarafları değerlendirilir. Terapist hastaya nasıl daha açık bir şekilde iletişime geçeceği konusunda model olabilmek için seans içinde rol yapma tekniğini kullanabilir.

  • Rol Değişimi; Örneğin yeni bir iş, evlenme, doğum, kendi başına yaşamaya başlama, boşanma, işten ayrılma, hastalık ve diğer değişiklikler

Rol değişimi, kişinin ilişkilerindeki önemli sosyal rollerde büyük değişikliklere sebep olan, yaşamsal değişiklikleri kapsayan ergenlik, evlenme, boşanma, doğum, emeklilik, bir ilişkiyi bitirmek gibi olaylardır. Esas zorluk yeni sosyal rollerini daha önce aile içindeki, toplum içindeki, iş yerlerindeki sosyal rolleri ile bütünleştirebilmeleridir. Her yeni sosyal rol, kendi gerekliliklerini ve sorumluluklarını da beraberinde getirir. Bu dönemde hasta yeni rolünü benimsemeye çalışırken, diğer yandan bu sosyal rolün daha fazla bağımlılık gerektiren sorumlulukları ile de karşı karşıya kalır. Bir yandan kendine ayırdığı zaman azalırken, kariyeri ya da aile hayatı kesintiye uğrayabilir, arkadaşları ile eskisi kadar sık sosyalleşemeyebilir.

Bu alandaki tipik sorunlar eski ve tanıdık olan rolün kaybından duyulan üzüntü ve yeni role karşı geliştirilen zayıf uyum ya da yeni rolün tamamen reddedilmesidir. Böyle bir değişim yaşandığında hastanın hayatındaki önemli sosyal desteklerde ya da bağlılıklarda da kayıplar yaşanabilir. Yeni sosyal role uyum farklı sosyal becerilerin öğrenilmesini gerektirebilir. Bu alanla ilgili çalışırken terapi sürecinde öncelikle hastanın eski rolünün olumlu ve olumsuz yönleri değerlendirilir.

 

Aslında yas durumunda olduğu gibi hastanın kaybı ile ilgili üzüntüsünü yaşaması ve eski rolünden vazgeçebilmesi konusunda ona yardımcı olmaya çalışılır. Kaybının yarattığı duyguları konusunda, kızgınlık, suçluluk gibi olumsuz duygularını da içerecek şekilde konuşmak için cesaretlendirilir. Yeni ortaya çıkan rolünün zorlukları ve sunduğu fırsatlar beraberce değerlendirilir, öncelikleri belirlenir, hasta fırsatları değerlendirmesi konusunda cesaretlendirilir. Hastanın iletişimi değerlendirilir ve her sorun alanında olduğu gibi sosyal desteğinin güçlendirilmesine çalışılır.

  • Kişiler Arası Yetersizlik; yalnızlık, izolasyon

Kişiler arası yetersizlik, hastanın kişiler arası ilişkiler kurmak ve devam ettirmek konusunda zorluklar yaşamasıdır. Bu tür hastaların terapide konuşmak için çok az miktarda ilişkileri olabilir. Hastanın tek sahip olduğu ilişki aile üyeleriyle olabilir hatta terapisti tek bağlandığı kişi olabilir. Öncelikle hastanın depresif belirtilerinin sosyal yalıtımı ile olan bağlantısı gösterilir. Geçmiş ilişkilerindeki davranış kalıpları, şu anki sorunları ve iletişim şekli değerlendirilerek hastaya geri bildirim verilir. Başkalarıyla nasıl ilişkiye girebileceğini örneklemek için tedavi ilişkisi ve aktarım kullanılabilir ve seans içinde rol yapma tekniğinden faydalanılabilir. Eski arkadaşlarıyla iletişime geçerek ya da yeni arkadaşlıklar kurup onlarla dışarı çıkarak, sosyal aktivitelere katılarak yeni öğrendiği becerileri uygulaması için hasta cesaretlendirilir.

 

Kişiler Arası Psikoterapi Ne Kadar Sürer?

Kişiler Arası Psikoterapi kısa sürelidir. Değerlendirme ve Başlangıç görüşmeleri 1-3 seans,  ara görüşmeler 4-12 seans, akut tedavinin sonlandırılması 1-2 seans kadar sürer. Akut tedavi sonlanana kadar haftalık görüşmeler yapılır. Genelde 8-16 seansta, iyilik hali ve değişiklik hedeflenir. Sürdürüm tedavisi genellikle başlangıçta 2 haftada bir ile başlayıp, ayda ya da 2 ayda bir olan seanslar ile devam ettirilir.

 

Kişiler Arası Psikoterapinin Etkinliği Kanıtlandı mı?

Kişiler arası ilişkiler terapisi, etkinliği bilimsel çalışmalarla gösterilmiş ve yetkin terapistler tarafından uygulandığında çok etkili bir tekniktir. Bilişsel Davranışçı Terapi, Destekleyici Terapi, Davranış Aktivasyonu Terapisi, Psikodinamik terapi, KısaÇözüm Odaklı Terapi, Sosyal İletişim Becerisi Terapisi gibi 7 ayrı terapi yönteminin Kişiler Arası Terapi ile karşılaştırıldığı toplamda 53 çalışmada depresyon için Kişiler Arası Terapi en etkin tedavi töntemi olarak bulunmuştur.

 

Hangi Durumlarda, Kişiler Arası Psikoterapi Uygulanır?

Başlangıçta depresyon için geliştirilmiş olmakla beraber daha sonra başka birçok sorun için de etkinliği gösterilmiştir.

  • Somatizasyon Bozukluğu

  • Postravmatik Stres Bozukluğu

  • Yaşlı hastalarda eşlik eden psikiyatrik sorunlar

  • Ergenlik

  • Çift tedavileri ve aile terapileri

  • Distimik Bozukluk

  • Bipolar Bozukluk

  • Depresyon

  • Yeme Bozuklukları

  • Öfke kontrolü

  • Sosyal Fobi

  • AIDs hastalarının psikiyatrik sorunları

  • Kalp krizi sonrası depresyon

  • Çeşitli sağlık sorunlarına uyum sağlama

  • Perinatal depresyon

gibi bir çok hastalıkta etkinliği çalışmalar ile kanıtlanmıştır.

Hem gebelik sırasında hem de doğum sonrasında depresyon dahil olmak üzere tüm gebelik ve doğum dönemi depresyonu olan hastalarda etkin olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Postpartum depresyon açısından risk altında olan ve sosyoekonomik açıdan da zorlukları olan kadınlarda Kişiler arası ilişkiler odaklı 4 görüşmelik bir grup terapisinin postpartum 3 aylık süreçte postpartum depresyonun ortaya çıkmasını da engellemede başarılı olduğu gösterilmiştir.

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@caddeterapi

  • Grey Facebook Icon
  • Grey Instagram Icon
  • Grey Twitter Icon

@draycacan

Sitedeki yazılar toplumu bilgilendirme amacıyla yazılmıştır. Hastalıklarla ilgili, teşhis ve tedavi amaçlı kullanılamaz. Sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Ayça Can Uz' a aittir.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz.