top of page

Afette neden önce kadınlar ve çocuklar?

çünkü kadınlar ve çocuklar daha fazla risk altında!


kadın ve çocuk

Afet dönemlerinde sağlık hizmetlerine erişimin zorlaşması, temel ihtiyaçların karşılanamaması ve güvenlik sorunları gibi faktörler, kadınlar ve çocukları daha da savunmasız hale getiriyor. Kadınlar ve çocuklar, afetlerde kendilerine dair özel temel ihtiyaçlarını karşılamakta daha fazla zorlanıyor. Barınma, gıda, su ve sağlık hizmetleri gibi temel ihtiyaçların yanı sıra oyuncaklara, hijyenik pede, düzenli kullanmaları gereken gelişimsel veya hormonal ilaçlara erişimleri sınırlı.


Ev içi roller ve kısıtlamalar nedeniyle kadınlar deprem gibi afetlerde daha yüksek risk altında. Kadınların kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçiriyor olması bile afet durumlarında yaralanma ve hayatını kaybetme risklerini arttırmakta. Afet öncesinde de kadınların ve çocukların zaten yaşamakta olduğu sosyoekonomik zorluklar, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadına yönelik şiddet gibi etkenler, afet sonrasında afetin etkilerini daha da kötüleştirebiliyor. Şiddet çeşitli biçimlerde ortaya çıkabiliyor (fiziksel, duygusal, cinsel ve ekonomik vb.) .

Deprem bölgesindeki 63 yaşındaki A. ile yaşadığı çadır kentte bakanlık için çalışan psikologların görüşmeleri sırasında evde eşinden şiddet gördüğünden şüphelenmeleri üzerine 13 yaşında evlendirildiği, evliliğinin başından itibaren eşinden fiziksel, sözel, cinsel ve psikolojik şiddet gördüğü, hiç bildirimde bulunmadığı, son bir senedir eşi hastalandığı için şiddet uygulamadığı öğrenildi. Depremin onu nasıl etkilediği sorusuna “Bu deprem ne ki, 50 yıldır benim evimde her gün deprem oluyor…” yanıtını verdi.

Her gün olduğu gibi, afet anlarında da, kadınların sağlık ihtiyaçları ve güvenlik endişeleri göz ardı ediliyor, gıda ve barınma gibi temel ihtiyaçlara ulaşımları daha kısıtlı oluyor ve tüm bunlar da psikolojik stresi artırıyor.


Kadınların yalnızca kadın olmaları travma sonrası stres bozukluğu ve depresif belirtiler açısından bir risk faktörü.

Anne olmak bu riski artırmakta. Kaybolan çocuk sayısını düşündüğümüzde bunun nedeni gözler önüne serilmekte, değil mi? Çocukların aileleriyle birlikte olmalarını sağlamak önemlidir; ancak, afet durumlarında, kadınlar ve çocuklar aile içinden şiddet ve istismar riskiyle daha fazla karşı karşıya kalabilirler. Güvenli bir ortam sağlanmazsa, taciz ve şiddet vakaları artabilir. Bu nedenle güvenli ortam öncelikli!


Şiddet, gerçekleşmeden önlenebilir!

Geçici barınma alanlarında yaşanan kalabalık, güvensizlik hissi, mahremiyetin olmaması gibi durumlar da kadınların ruhsal sağlığını olumsuz etkiliyor. Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, damgalamaya yol açması nedeniyle ruhsal hastalıklar, travma, sosyal yalıtım, yakınlarının kaybı, kolluk kuvvetlerinin yetersizliği, barınma hakkının karşılanamaması, ekonomik zorluklar, afet sonrası oluşturulan toplu yaşam alanlarındaki yetersizlikler kadına ve çocuğa şiddeti ve tacizi arttırıyor. Bununla birlikte afet sonrasında yetersiz sağlık koşullarının da eklenmesiyle istenmeyen gebelikler, düşükler, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, anne ve bebek sağlığının olumsuz etkilenmesi, fiziksel yaralanmalar gibi ciddi sağlık sorunları bulunmakta. Afet sonrası barınma merkezlerinde kadınlar ve çocuklar için güvenli ve ayrı alanlar sağlanması şiddet riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Afetten sağ kalanların yaşadığı psikolojik belirtiler arasında kaygı, korku, irkilme, uyku bozuklukları ve dikkat sorunları gibi belirtiler yer almakta. Kadınların intihar girişimlerinin sıklığının arttığını ise artık maalesef hepimiz biliyoruz...


Afet mağduru bir kişi şiddetle karşılaştığında ne yapabilir?

Öncelikle, kişinin güvenliğini sağlaması önemlidir. Eğer mümkünse, ilk adım olarak güvenli bir yere gitmeli ve veya yardım çağırmalıdır. Afet alanında güvenli bir barınak veya yardım merkezi varsa, oraya yönelmekte fayda vardır. Güvendiği bir yakınına veya güvenilir bir kişiye başvurması da duygusal destek sağlayabilir ve mağdurun kendisini daha güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Afet sonrası sağlık hizmetleri, barınma, gıda ve diğer temel ihtiyaçları karşılamak için yardım merkezleri kurulmalıdır ki şiddete uğrayan kişi de bu merkezlere başvurarak ihtiyaçlarını karşılayabilsin ve destek alabilsin.


kadın ve çocuk

Kadınları ve çocukları koruyabiliriz! Sosyal, ekonomik ve psikolojik kaynaklara erişimin kolaylaştırılmasıyla dayanıklılığı artırabiliriz!

Afet sonrası ruh sağlığının iyileştirilmesi için, kadınlara ve çocuklara yönelik destek programları ve psikososyal hizmetlerin sağlanması gerekmekte; bu programlar aracılığıyla, kadınların bir araya gelmesi, desteklenmesi ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanması sağlanabilir. Afet sonrası şiddetin önlenmesi için etkili önlemler alınmalıdır. Şiddet mağdurlarına destek hizmetleri sunulmalı ve şiddetin kabul edilemez olduğu vurgulanmalıdır. Ayrıca, dil ve kültürel engelleri olan kadınlar için özel destek ve rehberlik hizmetleri sunulmalı, kadınların ve çocukların özel ihtiyaçlarına vurgu yapılmalıdır. Kadınlar arası iletişimi ve cinsiyete duyarlı yaklaşımı sağlamak için, kadınların afet sonrası ilk yardım ve destek çalışmalarında daha fazla görev alması değerli olacaktır. Psikolojik ilk yardımın temel amacı, kişilerin güvenliğini sağlamak ve temel ihtiyaçlarını karşılamak olduğundan, net ve doğru bilgilerin iletilmesi önemlidir, bu nedenle psikolojik ilk yardımı kesinlikle psikolojik ilk yardım eğitimi bulunan bir uzman gerçekleştirmelidir.


Afetlerde toplumsal cinsiyete duyarlı bir yaklaşım benimsemek, kadınların ve çocukların haklarını korumak, ruh sağlıklarını desteklemek için hayati öneme sahiptir. Afet öncesi, sırası ve sonrasında alınacak önlemlerle kadınların ve çocukların savunmasızlığı azaltılabilir ve toplumun daha dirençli bir şekilde afetlere yanıt vermesi sağlanabilir. Kadınların ve çocukların ihtiyaçlarını karşılayacak kaynaklar sağlanmalı ve toplumun yeniden yapılanmasında aktif roller üstlenmeleri teşvik edilmelidir. Kadınların ekonomik olarak güçlenmelerini sağlayacak destek programları oluşturulmalıdır. Toplumda kadına yönelik şiddetin kabul edilemez olduğu vurgulanmalı ve şiddeti önlemek için gerekli yasal ve toplumsal önlemler alınmalıdır.



Tüm bu olumsuz durumların önlenmesi için toplumsal farkındalığın arttırılması gerektiğini bilerek, etkili önlemlerin alınmasını sağlamada bu yazının bir farkındalık veya hatırlatıcı olması amacıyla kaleme alınmıştır, etkili olmasını umarım.


Türkiye Psikiyatri Derneği, Afetlerde toplumsal cinsiyete duyarlı yaklaşım: Kadın haklarını ve kadın ruh sağlığını destekleme rehberinden yararlanılmıştır.


bottom of page